10/7/2009 · Kategori: Siir

Gözlerine Şiirler Dökeceğim 
Seni bir gün seveceğim
Haberin bile olamayacak...
Yalnızlığımı resminle paylasacağım
Anlamayacaksın...
Gözlerine şiirler dökeceğim
Okumayacaksın...
Her şey istediğin gibi dostça kalacak
Bir gün yollar ayrılırsa
Vedasız çıkacağım hayatından 

Gittiğimi farketmeyeceksin
Dedim ya haberin bile olmayacak
Acılarının ortağı mutluluğunun
Parçası olacağım etkilenmeyeceksin
Belki sende seveceksin
O zaman ben olmayacağım yanında
Üzüleceksin...
Anılarda ara beni yalancı saatlerde
Sonbaharda bul beni
Seviştiğimiz gecelerde!
İstemiyorum... hayır! Sevme beni yakışmaz
Yabancıyız dedik ya bir kere.. 

Ne aşkımsın sen ne de arkadasım
Sen bir yalan sen bir masal
Sen benim en saklı hikayemsin
Anlatamadığım...
Başlangıcını bilmediğim geleceğini kestiremediğim
Sen en huzunlu kafiyelerimde yaşıyorsun
sen benim en riskli şiirimsin
sonunu getıremediğim... 

Dalınca resimlerine bir tuhaflık sarıyor
anlayamıyorum...
bazen cosuyorum bazen de hissizim sana dair
ne zaman cevap bulur bu soru bilmiyorum
bildiğim seni bır gun seveceğim
farkedemeyceksin...
aylar mevsimler yıllar gececek
belki unutulacak yuzum
aldırmayacağım...
Ama hep içimde kalacak
o en tatlı hüzün...
adı hiç olmayacak sensız gecelerin
ben bu dizeleri yasarken
sen uyuyor olacaksın
sızlamayacak için... 

Geceler üşütecek belki de beni
yalnızlık üstüme devrilecek
saatler yokluğunu vuracak
çayımı yudumlarken açacağım penceremi
gözlerin çağıracak uzaklardan gelmeyeceğim.....
elbet bu kente kış gelecek
aylardan ocak üşüyeceğim
sen gittiğinde bu sokaklara karlar yağacak
seni bir gün seveceğim
haberin bile olmayacak.... 

Bilmem nereye kadar gider bu bilinmezlik
bu avuntu surer mi yıllarca?
yarına bir sey kalmaz belki...
belki de hiç beklenmedik anda doğar o güneş
sakıncalı bir hayalsin sen gerçekleşmesini istemediğim
ve sokmuyorum senı gecelerıme
en güzel rüyamsın sen
yasarken gormediğim... 

Ellerımı saclarında gezdirdiğimde hıssetmeyecek
adına beste yaptığımda dınlemeyeceksin....
ve bu şiiri ben dahil kimse okumayacak
seni bir gün seveceğim
haberin bile olmayacak.....
ve gun gelecek senı sevdiğimi
yaralı akşamlara doktuğum mısralara
en aydınlık sabahlara söyleyeceğim
ama sana asla.....! 
Okan Savcı
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
12/4/2009 · Kategori: Siir

YAŞASAM NE YAZAR ÖLSEM NE YAZAR

Bir canın uğruna candan geçmişim
Ağlasam ne yazar gülsem ne yazar
Aşk yolunda kefenimi biçmişim
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Onunla var oldum onsuz divane
Sevda otağında oldum pervane
Ecel gelecekmiş gelsin bana ne
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

İşlermi sanırsın kurşun bağrıma
Bir canın uğruna candan geçmişim
Ağlasam ne yazar gülsem ne yazar
Aşk yolunda kefenimi biçmişim
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Onunla var oldum onsuz divane
Sevda otağında oldum pervane
Ecel gelecekmiş gelsin bana ne
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

İşlermi sanırsın kurşun bağrıma
Dağ taş cevap verir sevda çağrıma
Kavuşmadan ölmek gider ağrıma
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Dilerim son defa görmek yüzünü
Bağrımı kor eden yangın gözünü
Duymazsam sesini güzel sözünü
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Kolaymı böylesi candan severken
Hazan rüzgarları esti çok erken
Sevda diyen diller ayrılık derken
Yaşasam ne yazar ölse
Bir canın uğruna candan geçmişim
Ağlasam ne yazar gülsem ne yazar
Aşk yolunda kefenimi biçmişim
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Onunla var oldum onsuz divane
Sevda otağında oldum pervane
Ecel gelecekmiş gelsin bana ne
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

İşlermi sanırsın kurşun bağrıma
Dağ taş cevap verir sevda çağrıma
Kavuşmadan ölmek gider ağrıma
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Dilerim son defa görmek yüzünü
Bağrımı kor eden yangın gözünü
Duymazsam sesini güzel sözünü
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Kolaymı böylesi candan severken
Hazan rüzgarları esti çok erken
Sevda diyen diller ayrılık derken
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Sevdayi gönlüne kilit vurmaya
Kimse gelip şu karşımda durmaya
Çoktan kavil ettim kurban olmaya
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar
Yaşamasam ne yazar

Sevdayi gönlüne kilit vurmaya
Kimse gelip şu karşımda durmaya
Çoktan kavil ettim kurban olmaya
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Dağ taş cevap verir sevda çağrıma
Kavuşmadan ölmek gider ağrıma
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Dilerim son defa görmek yüzünü
Bağrımı kor eden yangın gözünü
Duymazsam sesini güzel sözünü
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Kolaymı böylesi candan severken
Hazan rüzgarları esti çok erken
Sevda diyen diller ayrılık derken
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar

Sevdayi gönlüne kilit vurmaya
Kimse gelip şu karşımda durmaya
Çoktan kavil ettim kurban olmaya
Yaşasam ne yazar ölsem ne yazar
Sevilay ŞAHBAZ
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!
25/2/2009 · Kategori: Siir

Yaşamak
İnsanoğlu yaşadığını sanır,
Yelken açmış çıkar denizine,
Kıskançlık rüzgarı ile savrulur.
Bencillik ateşi yakar yüreğini,
Yüzsüzlük yağmurunda ıslanır.
Sahtekarlık ırmağında akıntıyla,
Duygusuzca yol alır sonsuzluğa.
Oysa yaşamak
Dostluk pınarından kanasıya içmek,
Saygı fidanlarını yetiştirmek,
Güven meyvesini yemek için.
Hoşgörü deryasında yüzmek,
Sevgi sahiline varmak için.
Kardeşlik atmosferini içe çekmek,
Huzur ateşini üfleyip yakmak için.
İlim hazinesinden zengin olmak,
İnsanlık dünyasını kurmak için...
Nuri Gül
Velhasıl yaşamak
Sevmek... Hiç ama hiçbir karşılık beklemeden,
Çeklenmesi lazımdı ama şiirden öte birıkar gözetmeden sevmektir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
25/2/2009 · Kategori: Siir

HAYAT…
Gidene kal demeyeceksin...
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,yoksa değersiz olan hep
sen olursun...
Düşün...
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama
sevgisini...
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz...
Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum
Oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.
NIETSZCHE
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
17/2/2009 · Kategori: Siir
Aşk Dersleri Seveceksen Tam seveceksin arkadaş, Sevgiyi yalnız yüreğinde Değil İliklerinde Kemiklerinde Duyacaksın ve Ona doğru Gözlerin kapalı Koşacaksın Sen sevdiğin zaman Kapılar, pencereler Zangır zangır titreyecek Duvarlar Çatır çatır çatlayacak Döşemeler çökecek Tavanlar patlayacak Sevdiğin zaman Kulakların uğuldayacak Gözlerin kararacak. Kramplar girecek midene Yumruk yemiş gibi Olacaksın yüzüne Dolaşacak ayakların birbirine Sen sevdiğin zaman İşte böyle seveceksin Arkadaş Sığmayacaksın artık Yeryüzüne Yer beğeneceksin Gökyüzünde kendine Eserken kavak yelleri Gülebilmelisin ağlanacak Şeylere bile Seveceksen Erkek gibi seveceksin Arkadaş "seni seviyorum" Dediğin zaman Gökler gürleyecek Şimşekler çakacak Yıldırımlar düşecek Yağmurlar sel olup Önüne çıkan herşeyi Sürükleyecek Seveceksen böyle sev dostum Sen sevdiğin zaman Dalgalar yükselmeli Denizler kabarmalı Fırtınalar boraya Boralar tayfuna,siklona Dönmeli Çatılar uçmalı Direkler devrilmeli Yer gök birbirine girmeli Senin sevdiğini Herkes böyle bilmeli Sevince işte böyle seveceksin Arkadaş Devireceksin dağları Yıkacaksın kayaları Tersine akıtacaksın Nehirleri ve kurutacaksın gölleri Sevince Biraz da kadınına göre Seveceksin arkadaş Kimi zaman zarif, duygulu Kimi zaman bencil ve hoyrat Kimi zaman bir külhan gibi Seveceksin Sevdiğin zaman Öyle bir seveceksin ki arkadaş Kendin bile korkacaksın sevginden Dehşete düşeceksin Ürkeceksin Kendi sesinden Uzun sözün kısası Seveceksen İşte böyle seveceksin arkadaş Bülent Akkurt











Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/2/2009 · Kategori: Siir


Gönül kuşum, hasretin yalnızlık kafesinde mahpus...
Durmadan kanayan yaralar, gönül kuşuma mahsus...
En derini, kendi dilinin yarasıdır insanın, fakat
Susmak öylesine imkansız ki, elindeyse gel de sus!...

Her doğru her yerde söylenmezmiş, hakikat!
Doğruların karşısına yanlışlar dizilmiş kat kat...
İnsanız hepimiz eğrisiyle doğrusuyla, kabul ama
Doğru ve yanlış yaradılışımızdan, böyledir hilkat!...

Ya dilini tutacaksın... Ve kanatmayacaksın yaranı
Ya da tuz basıp yarana, söyleyeceksin içinde kalanı...
Hiçkimseyi suçlama kendi hatalarından dolayı,
Ya hakkını ver bugünün ya da bekle, hayal yarını!..

Dil yarası bu, öyle başka yaralara benzemezmiş!
Dil yarasının acısı - yaşadım - hiç mi hiç dinmezmiş...
Zamanın ilaç olamadığı tek hastalık bu olsa gerek,
Dil hançerinin karşısında, en uzun yıllar bile
ÇARESİZMİŞ!....
.

Saadet Gökçe
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
17/2/2009 · Kategori: Siir

Kaç ölüm var içinde?
Sonun başlangıcına el değmeden büyüttüğün
Sözün mahreminde ıslatıp gözyaşlarını,
Göğsüne kaç ağıt düşürdün?
Bunca yaranın koynuna, durulmaz kanamışlıklar serpmiştin, cömertçe...
Ömrün kaçıncı nefesi üflüyor gözlerinde?

Toprağa karışan bu sureti kim yıkar, kim aklar?
Bu, sığındığın zavallı yürekle, bilinmez koynunda kaçıncı soğuk.
Hangi can, içinde sana yabancı?
Fazla gelen ömrünün hangi hazanı?
Küskün hüzünler düşmüş alnına,kırgınlıkların kırk kat?
Bu derme çatma tebessüm, bunca yaraya fazla...
Kaç ölüm var içinde?

Anlamsız bakışlar eskitmiş dört bir yanı,
Her yerde bir unutulmuşluk var can çekişen.
Merhametinden arta kalan bu sancıda, kimin gözleri, ellerinde üşüyen.
Titrek avuntular yetişmez soluğuna, kesik bir düş ardına sakladığın..
Kan sızar gözlerinden karanlık geceye;
Söyle kaç ölüm var içinde?
Kaçıncı mezarına doldu umutlar.
Ayakların düştü içindeki boşluğa, tutunamadı yüreğin…
Hangi yoldu içinde tükenip de, bir adım bile atamadığın?

Zamanın gizlerine hasretler mi sakladın.
Suskun cümleler akıttı gözlerin,ayaklarına zincirler vurdu hazan..
Bir sustun, bir ağladın !
Kendi derinliğine sürükledin tüm sesleri.
Susturup hepsini, bırakıp geride her şeyi, usul usul öldürdün.
Kaç ölüm var içinde?
Koparıp attığın bu kaçıncı his kaybı?
Eskimiş yüzünde solgun düşler var,
Dışında renksizliğine avuntu bir bahar…

Şimdi yürümek vakti sehere; güçsüzüm, dizlerimde yara bere.
Soluksuz bir kentin içine düştün, ıssız duvarlar gözlerinde uzuyor.
Bunca ceset arasından bul şimdi kendini, topla içinin parçalarını.
Unut kırılmış aynalarda dağılmış adını…

Kaç ölüm var içinde?
Ve sen hangisinde saklısın?
Hangisine adınla başlattığım ağıtlar yakarsın...

Barış AKBALI

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/2/2009 · Kategori: Siir


Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...

Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

CAN YÜCEL
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/2/2009 · Kategori: Siir


Hayat ile arama, yokluğunu bırakıp gittin..
Bir tek adın kaldı dudaklarımda,
Bir de gözlerimde hatıraların...
Tabutum olacak,
Gözbebeklerinden düşen küflü çığlıkların.
Kefenim olacak ömür boyu susmaların…
Ve bir gün,
Sensiz ölmenin acısını bırakacağım satırlara..
Neden diye sorma..
Sadece yoksun.
Yokluğun ile varlığın arasında
Sadece ölüyorum; ötesi yok inan.

Varlığının kepenklerini indirip
Sensizliğinde yaşamaya gidiyorum yine.
Ve uyandığımda,
Değişen hiçbir şey olmayacak..
Sen hep bana uzak
Ben hep sana yasak….
Hani dik duracaktık kanlı pusulara ?
Hani aynı yürekle gülüp
Aynı gözlerde ağlayacaktık mutluluğa ?
Yağmurları bana emanet edip,
Gittin sadece…
Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma.
Yokluğun yükledi sırtıma...

Gittin,
Bir tek acıların kaldı senden bana..
Oysa ben yemin etmiştim,
Acıların icin sırtımı semer bileceğim diye.
Söz vermiştim,
Sensiz ölmeyeceğim diye...
Şimdi sensizlik duruyor başucumda..
Şimdi ayazlar yüreğimi sorguluyor
Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda..

Söyle ne olur...
Beni unuttuğunu söyle...
Hiç sevmediğini haykır..
Yeminlerinin yalan olduğunu,
Sevginin sahte olduğunu vur yüzüme...
Yemin olsun ki;
Bir damla gözyaşı düşmez artık..
Çünkü gittiğin gün,
Ayak uçlarında
" Sana " ölmüştüm sevgili..

"Unutma ki; ölenler, hiçbir zaman yaşayanlar icin gözyaşı dökemezler..."

İsmail SARIGENE
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/2/2009 · Kategori: Siir
Hüzün yüklü morglarım var benim, sol yanımda. Ağrıyor.

Düştü kelepçeli gözlerin, kırılan deli sözlerinin yanına.
İçimden fersah fersah kaçışın iç denizine, sancım olur.

Benim sancım İstanbul gibidir, biliyorsun…
Sayfalara sığmayacak kadar bitimsiz.
Coğrafyamı bertaraf eden rüzgâr gibidir yâr …
Yar/sızım…

Susuzluğun en kesif sayhalarındayım…
Uzun seslenişlere dönüyor suskunluklarım…
Başını alıp gitmiş bir hikayenin peşinden koşarken,
düşürdüğüm sözcükleri dipnot düşüyorum eksik günceme…
Hangi kıvrımından tutunsam acıdan bükülmüş harflere;
Kırılgan İmâ’lar çatırdayarak saldırıyor sanki,
içimdeki sancılara…
Uzun ve derin camkesiği çiziklerimden kanıyor,
anlamı morarmış güncemin önsözü…

İç içe geçmiş anlamların karmaşıklığında sıkışıyor,zamana direnen sevdam…
Zaman/sızım…

Kekeme yüreğim adını sayıklıyor habire.
Adını şerh, yüzünü dipnot düştüm içime! ...
Ki yağmur sonrası toprak kokar adın.
Hadi ifşa et de düşlerini gökyüzüne.
İçsizliğine (h)içleneyim.
Al işte;
(H)içim…
Koynuma doldurduğum insancıl cümlelerin dili sürçüyor…
Şizoid bir krizin,arsız ısrarıyla kaybediyorum benliğimi…
Öfkeli serzenişler çıkıyor demir kapılarımdan altından,hızla ve yanarak…

Savaşlardan bana kalan her şeyi,
diğerleri gibi takıp koluma;
Yürüyoruz duvardan duvara…

Dilime düşen birkaç tanıdık şarkının,
no(k)tası konulmamış satırlarını
kararlı “ES”lerle no(k)talıyorum…
Boğulmuş sesimle ,
Acı (K)ayıplar afişliyorum şehrimin duvarlarına…
(K)ayıbım…
Elimde belki çoktan unuttuğun iki fotoğrafın var.
Hangisine baksam (d)üşüyorum yâr..

Akrebin yelkovanı defalarca kez yakaladığı zamanlarda,
ben seni ezberimden silemiyorum.
Susuyorum / üşüyorum / düşüyorum.
Duyumsuyor musun? Soluklarıma sinen kokunu.
(D)uyuyormusun …
Hapislik gibi atıştıran yağmurlarda,
yine hüzünlere gönüllü devriyelik yapıyor,
gece yürüyüşlerim…
Bahçemdeki sarı ışığın uzayan gölgesinde,
sessiz ve yasak yalnızlıklar büyütüyorum kalabalıklara…
Hüznün röntgenini çıkarıyorum bilmeden…

Hadi ! tut/un bana güneşi ,lekelerim çıksın ortaya…
Ya da güneşe tut/un beni…
(K)aranlıktayım…
Ölmeyi denedim kendime, ölemedim.

Sana gelecek zamanlarda tükendim. Artık gelemem.
Ellerim (d)üşüyor.
Nefesim tükeniyor. Ne desem duyulmuyor.
Sen duy beni ey yar…

Sessizliğin teninden soyamadım çığlıkları…
Bu yüzden deliyorum öfkemin ambargosunu…
Yine salıyorum yüreğimi,
ölümlü kavgaların şiddetli çarpışmalarına…
Yalana büyüyen bir çocuğu emziriyor zaman…
İnfazlar büyütüyor geçmişimin beşiğinde…
Sallanıyorum…
Selman ERTAŞ
Hasan KARADENİZ
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
