Sesli Şiirler - OSMAN - Blogcu



3/12/2008 · Kategori: Sesli Siirler

Her şey vatan için

can için canan için

Göz kırpmaz can veririz

Bir karış toprak için

Affet beni anne geri dönemedim diye kızma bana

Sakın ağlama diyeceğim biliyorum dinlemeyeceksin

Bir tanecik oğlunu nasıl topraga vereceksin

Hele bir sil göz yaşını beni dinle

Bu işe aslında en cok sen sevineceksin

Hani hep kızardınya kılmıyorsun okumuyorsun diye

Hey heyy

Oğlun Peygamber efendimize komşu oldu anne

Hani hep kızardınya kılmıyorsun okumuyorsun diye

Bu işe aslında en cok sen sevineceksin sen sevineceksin Anne

Bak baba başın öne eğilmesin üzülme ağlama

Bu yolda dönmekte vardı şehit olmakta

Bu millet yüzyıllardır böyle böyle yaşar

Biz bunu biliyoruz ve biz böyle yaşamayı seviyoruz

Şimdi sen keşke ben Kıbrıs’tan dönmeseydimde

Sen Hakkari’den dönseydin diyorsun

Fevri davranıyorsun baba

Şu an evlat acısıyla konuşuyorsun

Neler kacırdıgını bilmiyorsun baba

He bu arada belki inanmıyacaksın belki bana

Dedemle tanıştım burda Çerkes Ali

Hani şu Gelibolu tabiyasından

Sen ölüm sana hiç yakışmadı diyorsunya

Dedem bizede bu yakışır diyor hep bana

Her şey Vatan için

Can için canan için

Göz kırpmaz can veririz

Bir karış toprak için

Çocuklar sana emanet Ayşe

Kadınım dünyam sevdigim herşeyim

Çocular sana emanet bundan böyle

Belki şimdi bana biraz kızarlar

Babam neden bırakıp gitti diye

Çocuk işte aklı ermezki şehadet mertebesine

Babalar gününde babama götür onları

O gün babama baba desinler

Biraz daha akılları ermeye başladıgında anlatırsın

Benim babam bir kahramandı desinler

Biraz daha büyünce anlat onlara olanları

Benim babam bir kahramandı desinler

Sana gelince gülüm biliyorum yüreginin yangınlarındasın

25 yaşında 2 cocukla bir başına kalmışlıgına kırgınsın

Şimdiye kadar bir yüzünü güldüremedim biliyorum

Sana alabildigim bir alyansım var sadece parmagında

Şimdi giderken sana ülkemin topragında büyüyen

Bütün çicekleri bırakıyorum doya doya kokla

Bütün nehirleri ırmakları veriyorum sana kana kana iç

Havayı doya doya içine çek

Özgürce korkmadan gez dolaş yaşa

Hepsinin bedeli ödendi nasıl olsa

Arkadaşlarım Hasan Osman Hüseyin

Oglu beni şimdi rahatta dinleyin

Babamın cigara parasını

Kardeşim Nuri’nin gönül yarasını

Okula başladıgında bizim oglanın

Okul çantasını eksik etmeyin

Bana gelince beni merak etmeyin

Ara sıra burda oldugumu unutup

Gözleriniz beni arasada

Kahvede okeye dördüncüyü bulursunuz nasıl olsa

Buralar da yer kırmızı gök beyaz

Göğsümüz yedi kat yerin üstünde

Arslanlar yatagında başımız arşıalada Elhamdülillah!!!

Her şey Vatan için

Can için canan için

Göz kırpmaz can veririz

Bir karış toprak için

Uğur ASLAN

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

2/12/2008 · Kategori: Sesli Siirler

FAKİRİN UMUDU

Avutuldum uzun yıllar bir dilim sevgiye muhtaç

Tenha sokakların bilinmeyen çıkmazlarında ağlardım

Yıkılan gururumu, bilyeye hasret çocukluğumu

Anlatamazdım kimseye sakladığım hayallerimi.

Gözlerim ne güldü, nede güldürdü sözlerim

Kaba bir adamdım çoğu kimselere göre;

Yıkamayla gitmeyen ellerimde kirli pas kokusu;

Sinmişti benliğime helal lokma için

Ve sen;

Sen Tamirhane durağından inerken otobüsten;

Bir hayal yokuşunda tırmanırdı benliğim,

Korkar, saklardım sen görmeyesin diye ellerimi

Rüyalarda okşardım Can özüm; yıldız saçlarını;

Az mı? Ağladım, iç çekerek rüyalar sonrası

Uyanmak zorunda kalmışlığıma;

Az mı? Ağladım unutulmuş benliğime, fakir halime.

Oysa ne hayallerim vardı; Can Özüme dair,

Meğer her şey yalanmış,

Olsun, varsın yalan olsun,

Ben seni unutamam;

Unutursam iki gözüm kör olsun.

Mahmut Tuğrul AĞSU

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

2/12/2008 · Kategori: Sesli Siirler

Sonbahar Yüzlü Kadın

fotoğrafın var masamda

tam karşımda şu an

sonbahar yüzlü kadın

neden böyle bakıyorsun bana

hiç baharı yaşamadın mı

hiç baharı yaşatamadım mı sana

meltemler,imbatlar dolaşmaz mı yüzünde

nedir bu karayeller

bir buruk gülümseme

yapma ne olur

yakma beni,yıkma hayallerimi

suçluluk kelepçeleri takma

yüreğime ne olur

beni mahkum etme,bu bakışa

denizleri göreyim

mavi mavi gözlerinde

umudu göreyim

bana dair,ne olur

hüzne dayanmaz bu yüreğim

biliyorsun değil mi

son dem,son nefes

al istersen ömrüm senin olsun

ama bana

içten bir gülümse,ne olursun

30.04.2006 Saat 23.14

Mehmet Akif Gülhan

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

2/12/2008 · Kategori: Sesli Siirler

düz tara yar, düz tara

yar zülfünü, düz tara

sana neden ,yar diyorlar biliyormusun?

yaren düşmek gibisin,

ne Kolay, gidiyorsun sen

ne kolay silip, atıyorsun bizi

beni inkar, edemessin ki!

sözlerinde adım gizli

beni inkar, edemessin ki!

gözlerinde ,yüzünün resmi

beni inkar, edemessin ki!

gittiğin, her yerde görüceksin

beni inkar, edemessin ki!

duydugun, her ses benimkisi

şimdi sen ömrümü, eze eze gidiyorsun

sevdiğim beni, beş para etmez birine

beş paraya, sata sata gidiyorsun

oy benim, yaralım sende aldatılıyorsun

içerden, çürütüyorlar bizi

görmüyormusun görmüyormusun?

aklını çeliyorlar senin sevdamızı ,

satıyorlar anlamıyormusun?

bizi savura savura, toz gibi dagıtıyorlar

tükeniyoruz, kayboluyoruz ,bitiyoruz

görmüyormusun, oy benim yaralım

sende aldatılıyorsun, sende aldatılıyorsun

oy aman ,aman, aman burası Adıyaman

alem düşman kesilir, seni sevdiğim zaman.

sana kötü dediler, bağı bahçeyi sattım

evi yurdu bıraktım, anamdan bile geçtim

ben için için hep ,seni sevdim hep sana geldim

alem düşman kesildi, seni sevdiğim için

ogünden sonra kardeşlerimide hiç görmedim

sana kötü dediler, düşmanı oldum iyilerin

mahalleden, arkadaşları sildim

sarı necmi ,ölmüş cenazesine gidemedim

bir hayır duasını, bile alamadım adamın

kocamış ,gitmiş susmuş bizden sonra

kimseyle konuşmamış

bana hala dargınmış

yumdugunda, gözlerini hayata

hacer, teyzem hayırsız demiş ardımdan

anama, alış demişler dönmez artık unut demişler

Bir kara taş ,vermişler eline

oglunun yerine, al bunu bas bağrına demişler

anam, Adıyaman da hala ağlıyormuş

o kara taşı, hayırsızım diye

bağrına basıp seviyormuş

anam ,Adıyaman da hala ağlıyormuş

oy aman, aman aman burası Adıyaman

alem, düşman kesilir seni sevdiğim zaman

Oy, aman aman aman burası Adıyaman

alem düşman, kesilir seni sevdiğim zaman…

Uğur Arslan

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

1/7/2008 · Kategori: Sesli Siirler

 

 

 

Köhne, tuzlu bir yaşamdan yazıyorum,
Merhaba diye başlamak istiyorum...
Gecenin berrak dökülüşü aklıma geliyor,
Usulca yanağıma kondurduğun busen
...ve yastığımın altına sıkıştırdığın gofret
Sonra, sonra annemden gizli bıraktığın harçlıklar...



Paylaşmanın buharı kızarmış bir tavukta,
Yeni fırından çıkmış birkaç pidede esiyor
...ve “Hadi oğlum kalk” diyen sesin
Kulaklarımda çınlıyor baba...
Yüreğimde yankılanıyor,
“Sizsiz boğazımdan geçmez” deyişin...




Elin midende, göğsün direksiyonda,
Bir gece yarısı mide kanaman
...ve bir sabaha karşı kaza haberin
Kulaklarımda çınlıyor
...ve ben daha beş yaşındayım baba
Yürek, kaşındaki derin izlerde boğuluyor...



Uzaklardan, ağların çekildiği derin mavilerden yazıyorum,
Pul pul hatıralar takılıyor gözlerime
Enginlerde kayboluyorum baba...
Şavkı vururken ayın, gecenin esrarına bir beyazlık düşüyor
Sen geliyorsun yüreğimin baş ucuna
...ve hiç gitmiyorsun baba...



Tuhaf, çok isterdin de, bir şiir yazamazdım sana,
Elim varmazdı kağıda, kaleme
Boğazıma bir şeyler sarılırdı,
Karabasanlar çökerdi yüreğime
Durur kalırdım taş gibi, kaskatı
Sonra, sonra içimden geçirirdim,
Bir gün, elbet bir gün yazarım diye...



Demek, gecenin dehlizlerinden ağlar çekilirken,
Ben deli divane sana susarken,
Düşerken yıldızlar pul pul ellerime,
İçimde derin sancıları çekerken
...ve sen, hudutsuz özleminle, gönlüme çökerken
Bu gece sana yazacakmışım baba...



Bir bisiklet için kurduğum hayallerde
Hep sen suçluydun çocuk yüreğimde...
Nerden bilebilirdim, yokluk mertliği bozar baba,
Yoksa hangi baba istemez? .. bir çocuğa
Gökkuşağına çengel atıp, bir sal yapıp kaydırmayı...



Yıllar geçiyor baba, yaşlılık saçlarına düşüyor,
Derin izler yüzüne, dökülen dişlerine
Kalbine vuruyor ve dizlerine yıllar...
Ömrün en orta yerindeyim baba,
Yıllar önce sen gibi, bir bisikletin yükü sırtımda,
Nerden bilebilirdim? .. yokluk adamlığı bozar baba...



“Yara en çok kanarken yakışırmış adama” diyorlar,
İçim almıyor tükenişleri, gidişleri
Burada olsaydın şimdi, anlatırdım
“Bir kıza sevdalandım” derdim,
Ellerim yine çok üşüyor baba,
Martılar neden böyle siyah baba? ..



Canım sıkılıyor, zırhlı birliklere teslim ettiğin gün,
“Yak bir sigara”, deyişin kulaklarımda ağrıyor,
Sen nasıl bir adamdın baba? ..
Yüreğin ne kadar engin,
Baba yüreğim kanıyor,
Duman duman hasret tütüyor her yanım baba...



Şimdi düşsem şu dalgalara boğulur muyum? ..
Yine tutar çıkartır mısın baba? ..
Yoksa duymaz mısın sessiz çığlıklarımı tuzlu sularda? ..
Martılar siyah baba, martılar siyah
Çığlıkları gecenin ahengini boğuyor baba
Baba, baba korkuyorum, tuzlu bir yaşamın arasında,
Martılar siyah baba, martılar siyah…


Şair : Murat İnce


Seslendiren :Ersin Hoşgenç

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

26/6/2008 · Kategori: Sesli Siirler

2n9i5he 

artistic_divider2artistic_divider2

  

artistic_divider2

Anne Attaa Gitti

artistic_divider2

Saksıda bir gül.
sarı siyah yaprakları,
çiğ tanesi , toprağında
ve hüzünle beslenmiş dikenleri..

artistic_divider2artistic_divider2
Dalgalı olduğu zaman deniz,
ve gamlı hazan şarkılar sardımı seni,
ansızın kopucak dalın üstünde , asılı kalıcak aşkın.!

artistic_divider2artistic_divider2
Ne çayın tadı olucak,
nede bir bebeğin kahkahası canlandırıcak kalbini.!

artistic_divider2artistic_divider2
Çıkardım kolumdan saatimi,
uzaktanda gelıyor kokusu teninin ,
nefesinin , sesinin....

artistic_divider2artistic_divider2

Dört bir yanımda Anne çığlıkları
Ne söylerim , nereye koyarım seni sorduklarında..?

artistic_divider2artistic_divider2

Dünüm gibi;
Sende ümitlerimi takıp koluna
ve geleceğimi saklayıp çantana
bütün hayallerimle bensizliğe yol aldın..

artistic_divider2artistic_divider2

Susun çocuklar susun!!!
Anne attaaa gitti.......

artistic_divider2artistic_divider2

Mamanızı ben yaparım.
Mis gibi kokmaz belki
ama
Çamaşırlarınızı da ben yıkarım...

artistic_divider2artistic_divider2

Hani yumuşacık değildir belki tenim,
ama
akşamları koynuma ben saklarım sizi..
Anne gibi kokmaz nefesım
ve renkli renkli masallar anlatamam,
belki giydiremem sizi cicili bicili
ama ;
''Susun babanız geliyor'' diye korkutmam sizi...

artistic_divider2artistic_divider2
Susun çocuklar susun
Anne attaa gitti ....

artistic_divider2artistic_divider2

 Gün hızlı geçiyor buralarda.
Gündüzlerın nasıl geçtiğini anlamıyorum da
akşamları yanlız yatmak koyuyor adama..
Telaşla kalkıp çocukların üstünü örtmek zor gelmiyor da
senin gibi öpememek acıtıyor canımı..

 artistic_divider2artistic_divider2

Yatagımın sağ yanı,
benım sol yanım ,
sen dolu ...
Ve yastıgın hala sen kokuyor
artistic_divider2artistic_divider2

Akşamları bazen ağlayarak uyanıyor Duüyam
Sus kızım suss!!
Anne attaaa gitti..

 artistic_divider2artistic_divider2

Büyüdükleri zaman anlayacaklar belki seni,
bu gidişini..
Valizine sıkıştırdığın resmimizin anlamını,
kapıyı açtığında ''Gitme'' demeyişimi,
belki o zaman ;
O zaman ,
belkide onlar beni teselli edecekler

artistic_divider2artistic_divider2

 Sus baba sus !!!
Anne attaaa gitti....


artistic_divider2artistic_divider2

Ersin HOŞGENÇ

( 17 mayıs 2008 )

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/6/2008 · Kategori: Sesli Siirler

Osman

 

 kalp25

6bktsn7

   

  6bktsn7 

Bir resim gördüm kitabın üstünde
Sonra bir resim de ben çizdim.
Saçlarını savurdum rüzgarın hoyrat ellerine
Gözlerinde mutluluğu estirdim.
Ve adını yazdım bir kenarına
Ve içimi döktüm çaresizce satırlara

 6bktsn7

Hüzünlendim birden
Ve kelimeler dizildi ardısıra
“Ben sana mecburum
Sen yoksun.”
Kar yağar yüce dağlara
Beyazların en beyazından
Dallara çiçekler düşer ilkbaharda
Beyaz, en beyaz, renkleri hep beyzâ...

 6bktsn7

Rüyâma girersin sabaha karşı
Titremeyle uyanırım, yokluğunla
Ansızın harfler yine dökülür dilimden
Boşlukta yine adın yazılır:Beyzâ...
Elimdeki kağıdı önce kırmızıya boyadım
Sonra yeşilden çizgiler çektim üstüne

6bktsn7 

Ve aklıma
Yıllar önce okuduğum bir kitap geldi
Sanki aynı satırları yeniden okudum:
“Yeşil bağla ala karşı
Yakışmazsa öldür beni...”
“Ve Itır çekildi pencereden
Utandı, başını öne eğdi.”

6bktsn7 

Sonra adını yazdım siyah kalemle
O yeşil çizgilerin arasına: Beyzâ...
Sonra tekrar dağlara baktım
Bu sefer renklerine is düştü
Dağ başında bulutları morarmış gördüm
Güvercinin mor kanadına

6bktsn7 

Seni sordum
Zaman sensiz geçmiyor
Uyku girmiyor gözüme geceleri
Duvarları bile beyaza boyadım
Karanlık, beyazını gölgeliyor
Düşündükçe

 6bktsn7

Tüm bunlar rüyaymış gibi geliyor
Beliriyor hayalin birdenbire duvarda
Uzanıyorum
Tutamıyorum
Bağırıyorum ardından:
Beyzââââ....

 6bktsn7

Koşuyorum ardından tüm gece boyu
Sonra kabuslar konuk oluyor
Hayallerimi darmadağın ediyor
Deli bir rüzgar
Döküyor çiçeklerini baharımın
Bir hoyrat el
Siyah küller savuruyor
Beyaz karlar üstüne...

 6bktsn7

Ve sonra kefenin biçiliyor beyaz bir kumaştan
Tabutuna yeşil bir yemeni örtüyorlar
Yeşilin en güzelinden
Yeşil sana yakışırdı, beyaz da öyle
Kefeninde bir leke bile yok siyahtan
Ama toprağın siyah eli
Karalıyor bedenini Beyzâ...

 6bktsn7

Yine beliriyorsun bir serap gibi
Sesin bu defa çok uzaklardan geliyor
Sanki cennetten, hurilerin içinden
Gülümsüyorsun...
O kadar güzelleşmişsin ki
Dünyada bu kadar yakın olmamıştım sana

 6bktsn7

Yıkanırken bedenim, kabirde kefenim kararır
Düşündükçe
Düşündükçe elemlenirim, benzim sararır...
Yeşil ve mavi boyasıydı
Sen gidince karaya büründü dünya
Karlara ve bahara leke sürdüler Beyzâ
Sen gidince bu garibi hor gördüler Beyzâ
Sana kavuşmayı bana zor gördüler, çok gördüler Beyzâ...

6bktsn7


Mehmet BİLİR -Bedirhan Gokce

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/6/2008 · Kategori: Sesli Siirler

44701440zg8

 44701440zg8

Umut ALTINÇAĞ

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

17/5/2008 · Kategori: Sesli Siirler

 

 

 

 

Karagümrük Yanıyor

Aslında işin aslı şöyle hakim bey

Aslı'yı ilk gördüğüm gün başlıyor işin aslı

Aslı birgün benim nacizane kaptan şoförlüğünü yaptığım

56 Chevrolet taksiye biniyor

ve "Karagümrük'e" diyor bana

Karagümrük o dakika gönlümün başkenti, başımın tacı, ruhumun

ilacı oluyor.

 

Delikanlıya yakışmaz, yolculuk esnasında en ufak bir rahatsızlık ya da edepsizlik etmiyorum.

Yalnız indiği evi, yolu, sokağı, kapıyı mıh gibi aklıma çakıyorum

"Oğlum" diyorum bizim chevrolete

"Bu kapıyı unutma

Birgün ilk bu kapıda gelin arabası olacaksın"

Sorup soruşturup, bulup buluşturup en nihayetinde Aslı'yı

istetiyorum.

  

Ama gel gelelim kızın üvey anası kızı bir türlü vermeye

yanaşmıyor.

İkinci kez istetiyorum.

Bu kez üvey abi "bizde taksici esnafına kız yok" diyor

Allah'ın hakkı üçtür.

"Anam seni de yorduk ama hadi bir kez daha iste" diyorum

Kapı anamın yüzüne bir kez daha kapanıyor

"Oğlum bu işin aslı yok" diyor.

 

Bakkalın çırağı Osman'ın eline bir mektup sıkıştırıp

Aslı'ya gönderiyorum

"Kaçar mısın benimle" diyorum "kaçarım" diye cevap yazıyor

Mübarek Cuma gününe anlaşıyoruz

Hani yalnız gitmeyeyim bizim Rıdvan'ı da çağarayım diyorum

Rıdvan beline babadan kalma altıpakları takıp gelmiş

"Oğlum Rıdvan bu ne" diyorum."Ne olur ne olmaz abi sen sür"

diyor.

 

Sürüyorum

Açıl ey Karagümrük ben geliyorum

Karagümrük yanıyor polis beni arıyor

Karagümrük yanıyor herkes benden biliyor

Ben suçsuzum diyorum kimse beni duymuyor

Bunu bir tek sevdiğim bir de allah biliyor

Aslı diyorum Aslı ne oluyor

Ne oluyor demeye kalmadan polis kapıyı çalıyor

Polis kapıyı çalıyor

Polis içeri giriyor

 

Memur bey diyorum kız reşit kendi isteğiyle geldi

Memur bey "tamam" diyor "kıza bişey dediğimiz yok

Ama Karagümrük yanıyor

Kızı kaçırmasına kaçırıyorsun da

Karagümrük'ü niye yakıyorsun be evladım"

Aslı bu ne diyor diyorum

Aslı hiç bişey demiyor

  

 Meğer bizim Aslı kaçarken telaşlala yemeği ocakta unutmuş

Yemek yanmış tutuşmuş

Sonra perdeler tutuşmuş

Sonra ev tutuşmuş

Sonra karagümrük tutuşmuş

Veryansın etmiş bizim üvey kaynana sokaklarda

Taksici ramazan kızı kaçırdı mahalleyi de ateşe verdi diye

 

Nihayetinde attılar beni nezarete

Tez vakit sonra mahkeme günü geldi

Hakim aslıya sordu

"Kızım seni bu adamı kaçırdı"

"Evet hakim bey"

"Mahalleyide bu adamı yaktı"

"Ee evet hakim bey"

Ne eveti Aslı

Nikah kıymıyoruz Aslı

Ne eveti

 

Meğer üvey anayla üvey abi baskı yapmışlar evde kıza

Evide mahalleyide Ramazan yaktı diyeceksin diye

7 Yıl Bayrampaşa'da geçer geçmesine de

Yalandan 7 yıl yatmak 70 yıl gibi delir kanı deliye

 

Birkaç güne kalmadı

Koptu kafamın belkayışı

Dedim ki kendi kendime

Ben buradan kaçarım

Gider bu kez harbiden Karagümrük'ü yakarım

Şimdi hepiniz merak ediyorsunuz dimi hakim bey

Yaptım mı yapmadım mı diye

 

Yaptım

Bayrampaşadan kaçtım

Önce gidip üvey abisinin Balat'taki kahvesini

Daha sonra da üvey annesinin yeni aldığı evi benzin döküp

Yaktım

 

Şimdi hakim bey cezam neyse çekerim

İçerde de iyi hali bozmam sizi temin ederim

7 Yıl değil 70 yıl bile olsa

Paşa paşa yatarım

Karagümrük'ü yakarım

Sonra girer paşa paşa yatarım hakim bey

Paşa paşa yatarım

 

Karagümrük yanıyor polis beni arıyor

Karagümrük yanıyor herkes benden biliyor

Ben suçsuzum diyorum kimse beni duymuyor

Bunu bir tek sevdiğim birde Allah biliyor...

Uğur ASLAN

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

17/5/2008 · Kategori: Sesli Siirler

 

Oğuzam, Türk menem

Oğuzam, Türk menem… Bayatlardan Türkmenem…

Damarlarındaki asil kan, aslına çektiğin ırk menem…

Yaprağın asılı dallar, gövdeni taşıyan kök menem…

Yolunu gözleyen yar, aşkınla çarpan ürek menem…

Can içre canan bilmişem gavim gardaş, nerdesen…

Yedi koldan, yirmidört boydan gelmişem Orta Asyadan…

Yayından fırlayan ok, huduttan hududa atılan mızrak,

deli taylar gibi dörtnala esmişem…

Az gitmişem, uz gitmişem, dere tepe düz gitmişem…

Kuş uçmaz kervan geçmez dağları göçebe adımlarla gezmişem…

Irağı yakın, yurdumu ırak eylemişem…

Tırnaklarımla oymuşam tortu kayaları,

kıraç toprakları gözyaşlarımla sulak etmişem…

Kızgın tohumlar serpmişem, emek vermişem, aşa getirmişem…

Türk illerine haber salmışam gavim gardaş nerdesen…

Selçuklu şah-ı sultanlarım adım atmış otağıma,

kapıda karşılamışam civan-ı mert erlerimi,

başım üstünde berhudar ağırlamışam…

Musul’da Zengiler, Kerkük’te Kıpçak,

Erbil’de Beg Teginliler adıyla Atabegleri kurmuşam,

Türk’ün adını âlemlere duyurmuşam…

Bayındır Kızanı torunlarımı kucaklamışam,

bahar coşkusu Akkoyunlar gibi meralara yayılmışam…

Sultan Cined oğlu Şah İsmailimle pişirmişem ham yanlarımı,

ocağımda tüten Safevi ateşiyle alev alev yanmışam…

Genç Osmanlıyla açmışam Bağdat’ın kapısını,

cahiliye devrini kapatmışam…

Dil, din ve ırk özgürlüğüyle donatmışam halkları,

mum gibi aydınlatmışam kör karanlık tarihi,

çevreme ilim, irfan, ışık saçmışam…

Derin hülyalara dalmışam gavim gardaş, nerdesen…

Ne zaman ki Türk birliğine diş bilemiş düşman,

çapraz fişek silahıma davranmışam…

Zırnık ödün vermemişem sevgimden,

korkmamışam heç, ölümleri kuşanmışam…

Yalın ayak koşmuşam Kafkas cephelerine,

Sarıkamış harekâtına katılmışam…

Buz kesmiş yüreğim Allah-u Ekber Dağlarında,

katmer katmer kefensiz donmuşam…

Çanakkale’de etten duvar olmuşam,

göğüs göğüse çarpışmışam Allah vekil,

bir adım geçirmemişem gâvuru öteye,

üst üste cansız yığılmışam…

Nasıl ki harb-i cihanlarla zayıflamışam,

güçten kudretten düşmüşem heyhat,

yeraltı kaya yağlarım sulandırmış ağızları,

hemhal manda manda paylaşılmışam…

Öyle ki et ve tırnak misali ayrılmışam,

süt kuzu yavru gibi Anadolu’dan koparılmışam…

Köpekler hırlamış peşimden, yılanlar tıslamış…

Sahipsiz kalmışam gavim gardaş nerdesen…

Lord planları tayin etmiş kaderimi,

Misak-i milli sınırlar dışına çıkarılmışam…

İtilmişem, kakılmışam, horlanmışam külliyen,

tekme tokat yerlere yatırılmışam…

Dağ ayılarının önüne atılmışam yaralı,

çöl develerinin hörgücüne tepe taklak asılmışam…

Türk menem demişem, Türkçe söylemişem,

Eskiyaka’da kurşunlara dizilmişem…

Emeğimin hakkını istemişem,

Gavurbağ’da linç edilmişem…

Adalet beklemişem, iplere gerilmişem…

Eşitlik yeğlemişem, zab suyu kana bulanmış,

Altunköprü’de ekin gibi biçilmişem…

El insaf vicdan dilemişem zindanlara sürülmüşem…

Diri diri gömülmüşem gavim gardaş nerdesen…

Kollarım kırılmış omuzlarımdan, işkencelerle yoğrulmuşam…

Gözlerim kan çanağı, fincan fincan oyulmuşam…

Ölmem yetmemiş kâfire, ip sarılmış cesedime, ibret-i âlem sokaklarda dolaştırılmışam…

Lime lime dağılmışam gavim gardaş, nerdesen…

Kimliğim değiştirilmiş,

El-Temim olmuş Türkmen Kerkük,

hafızalardan kazınmışam…

Baas baas bağırmışlar,

kin kusmuşlar yüzüm barabarı,

evimden yurdumdan göçe zorlanmışam…

Okumak yazmak yok…

Düşünmem, konuşmam, kızmam yasak…

Ağzım dilim bağlanmışam…

Başın kaldırıp bakmak, göz ucuyla süzmek ne cüret…

Oturmam, yürümem, gezmem yasak…

Elim ayağım dolanmışam…

Taş kesilmişem gavim gardaş nerdesen…

Di gah gel…

Di gel ölem di gel…

Adına gurban olam di gel…

Alnına kanım çalam di gel…

Bayrağım göğün mavi yeli, ay yıldızım sen…

Yurdum Türkmen eli, can özüm sen…

Soyum sopum Türkoğlu, yüzüm sürdüğüm izim sen…

Oy men ölmüşem gavim gardaş, nerdesen…

Ali Yaşar

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::

Sitenizesayac.com
Gtoplist

Zirve100
Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Zirve1 en iyi Türk Siteleri
..