17/5/2008 · Kategori: Gizem Kissadan Hisse
" - Ey dost! Söyle bana ne getirdin?
Bilirsin dost kapısına eli boş gidilmez."
"- Bilirim bilmesine lakin bîkarârım, çâresizim. Hangi bir şeye uzandımsa elim boşta kaldı. Bir katreyi ummana, bir habbeyi kubbeye nasıl getirebilirim. Huzuruna kalbimi ve canımı bile getirmiş olsam, Kirman’a Kimyon ***ürmüş sayılırım. Kirman ki Kimyon diyârıdır. Senin eşsiz güzelliğinden başka bu anbarda bulunmayan bir tohum yoktur. Bu dünyada hiçbir kıymet yoktur ki sende ondan hem de deryalar dolusu bulunmasın. Düşündüm senin eşsiz güzelliğine layık hediye nedir diye? Ancak sîne nûru gibi bir ayna getirmeyi uygun buldum. Herkes bilir ki; güzel yüz aynaya âşıktır. Ey güneş gibi gökyüzünün nûru olan, ona baktıkça güzel yüzünü göresin. Güzel yüzünü gördükçe, bütün güzelliklerin sahibini, mutlak güzeli hatırlayasın. Çünkü gölgenin varlığı Güneş’in mevcûdiyetine delildir."
Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!
Kâinatın her zerresi, hüsn-i mutlakın tecellî aynasıdır. Hakk’ın sevgilileri her yerde ve her şeyde zâhir olan o güzelin cemâline âşıktır. Aşkları sebebiyle kendinden geçer, hattâ ma’şuktan başka hiçbir şey bulamazlar orada...
Ben ben değilim, ben dediğim sensin hep
Cânım dediğim, ten dediğim sensin hep
Ey dost! Aynaya iyi bak! Gizli hazîneyi bul!
O gizli hazîne ki; sevdi de yarattı. Sevgisinden sevdiklerinin hamuruna kattı. O (cc) onları sevdi, Onlar da O (cc)’ nu sevdi. Öyle sevdiler ki birbirlerini, seven ile sevilen farkedilemedi. Dediler ki:
Bende olan âşikâr sensin,
Ben hod yoğum, ol ki vâr sensin !..
Ger ben, ben isem; nesin sen ey yâr
Ver sen, sen isen; neyim men-i zâr?..
(Fuzûlî)
Ey dost! Aynaya iyi bak! Aşkı gör!
Aşk öyle meçhul bir mânâdır ki ondan her tadan zevki miktârınca sarhoş olur.
Aşk, bir ma’nâ-yı lâyu’raf ki, cümle âlemi,
Zevkı mikdârınca sekrân û huruşân eyliyor.
Kanaryaların ötüşü,şafakların söküşü aşk iledir. Tomurcuklu sümbüller, nevbahârda açan güller, hüzün dolu gönüller aşka mübtelâdır. Suları çağlatan, bulutları ağlatan aşkın sesidir.
Bülbül’ün gam dolu feryâdı, gülün gülümseyen yanı aşkın nefesidir. Aşk bir deryadır. Semavat ise onun üzerinde bir köprü...
Aşk yerin göğün direğidir. Ondan daha değerli bir şey yoktur. Her varlık aşk denizindedir.
Öyle güçlü bir iksirdir ki aşk; bir yudumcuk içeni bile mest eder, tanıdık tanımadık herkesi unutturur. Sarhoşluğunun dahi farkına varamayacak kadar kişiyi kendinden geçirir.
Sevgilinin cemâlini görme heyecânı, sonsuzluk yolcusunun gönlünün galeyânı ve coşkunluk neşesidir aşk.
Cihânı hiçe satmaktır adı aşk
Dökülüp varlığı gitmektir adı aşk
Belâ yağmur gibi gökten yağarsa
Başını âna tutmaktır adı aşk
Bu âlem sanki oddan bir denizdir
Âna kendini atmaktır adı aşk
(Eşrefoğlu Rûmi)
Ey dost! Aynaya iyi bak! Son nakşı gör!
Bir güzelin ihtiyarlığındaki çirkinliğini düşün. Bir binânın harâbeye nasıl dönüştüğünü hatırla. Aynadaki yalana güvenme. Aynada gördüğün fânî güzelliklerin aldatıcılığını unutma.
"Kime uzun ömür verirsek, biz onun gelişmesini tersine çeviririz." diyen sonsuzluk sahibi güzelin uyarısına kulak ver.
"Sen ey ilkbahar güzelliğine karşı dudak ısıran, hayran olan kimse! Bir de sonbaharın sararmış hâline ve soğukluğuna bak!"
"Şafak vaktinde güzel güneşin doğuşunu görünce, gurûb zamanı, onun ölümü demek olan batışını hatırla!"
"Eğer güzel tenli güzeller seni avladıysa, ihtiyarlıktan sonra bir de pamuk tarlasına dönen o bedene bak!"
"Kezâ cam gibi nergis bakışlı mahmur bir gözü, sonunda çipil olmuş ve suları akmağa başlamış bir halde görürsün."
(Mevlâna)
Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Gizli hazîneyi bul!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Aşkı gör!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Son nakşı gör!
Ey dost! Bu ayna, gönül aynasıdır. Ona iyi bak!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/5/2008 · Kategori: Gizem Kissadan Hisse
Bir adam hileyle, kuşun birini tuzağa düşürerek yakaladı.
Kuş dile geldi, yalvardı:
''Ey ulu insan, sen koyunları, öküzleri yedin, bir çok deveyi
kurban ettin. Bu dünyada onlarla bile doymadın, benimlemi
doyacaksın? Eğer beni bırakırsan ben sana üç öğüt
vereceğim.
Bunlara uyarsan her müşkülün hallolur. Birincisini, elindeyken vereyim, eğer beğenirsen beni bırakırsın. İkincisini şu dama konarken,üçüncüsünü de şu ulu ağaçta söylerim,'' dedi.
Adam kuşu sıkı sıkıya tutarak:
''Haydi söyle bakalım, eğer beğenirsem seni bırakırım,''
dedi.
''Kuşçağız ilk öğüdünü söyledi:
''Olmayacak sözü kim söylerse söylesin, inanma'' dedi.
Adam öğüdünü beğenerek kuşu bıraktı. Kuş uçarak damın
saçağına kondu. İkinci öğüdünü söyledi:
''Geçmiş gitmiş şeylere, kaçmış fırsatlara ah vah
etme.'' dedi. Sonra biraz geriye çekilerek orada bulunana ulu ağaca kondu:
''Benim karnımda on bir dirhem ağırlığında paha
biçilmez bir inci vardı. Eğer beni kaçırmasaydın o şimdi senin
olacaktı.'' dedi.
Bunu duyan adam ağlayıp inlemeye, saçını başını
yolmaya başladı. Bunu gören kuş seslendi:
''Ben sana geçmiş gitmiş fırsatlar için ah vah edip üzülme
demedim mi? Madem fırsatı kaçırdın, neden üzülüp
duruyorsun?
Ya öğüdümü dinlemedin yahut da sağırsın. Ayrıca sana
olmayacak şeye inanma demedim mi? Benim bütün ağırlığım üç
dirhem, karnımda nasıl on bir dirhem ağırlığında inci bulunabilir?''
Bunun üzerine adam kendi kendine:
''Şimdi söylediklerini daha iyi anladım. Haydi şimdi de üçüncü öğüdünü söyle bakayım'' dedi. Kuş:
''Allah için o iki öğüdü güzelce tuttun da benden
üçüncüsünü mü istiyorsun? Uykuya dalmış bilgisiz kişiye öğüt
vermek, çorak toprağa tohum atmak gibidir. Aptallık ve
bilgisizlik yırtığı, yama tutmaz.'' diyerek uçup gitti.
'Mevlana'
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
17/5/2008 · Kategori: Gizem Kissadan Hisse
Bir yurt talabesidir Abdurrahman.çalışkanlığıyla,oturup kalkmasıyla,kılık kıyafetiyle herkese örnek olacak vasıflar
taşımaktadır.fakat her nasılsa o günlerde saçları bir öğrenci için dikkat çekecek kadar uzamıştır.
Yurttaki belletmen ağabeyleri ile anne-baba nasıl olsa kestirir diye bir şey demezler.Fakat saç uzadıkça uzar.bir gün yurttaki müdür muavini çağırır abdurrahmanı.
-Abdurrahman saçlarını kestir artık,epey uzadı.bir yurt talebesi için bu saçlar epey uzun.anlaştık değilmi?sorusuna abdurrahman kafasını iki yana sallayarak sessizce hayır cevabını verir.müdür yardımcısı,zaten yarın izne gidecek,babası kestirir diye düşünür ve fazla üstelemez.
Abdurrahman o gün izne gider.babası ile müdür yardımcısı önceden görüşmüştür.babası yemekten sonra:
-oğlum,canım evladım!saçlarını yarın kestirelim,deyince babasını hiç kırmayan o munis çocuk:
-hayır olmaz babacığım,deyip koşarak odasına kapanır.anne ve baba şaşkın şaşkın birbirlerine bakakalırlar.
ertesi gün saçlarını kestirmeden öylece yurda gider abdurrahman.müdür bey onu çağırır ve biraz sert konuşur.
-yarın kestir saçlarını,der ve Abdurrahman,başı önde
müdüriyetten çıkar.yatağına yatar ve göz yaşları içinde
sabahlar.
sabah aynanın karşısına geçer ve:
-seni benden ayıramazlar,ayrılmam senden diye saçları ile
konuşur.
okul çıkışı yurda değil evine gider.Annesi,hiç beklemediği
oğlunu karşısında görünce meselinin halledilmediğini anlar:
-canım evladım,seni ne kadar sevdiğimizi biliyorsun.ne olursun
beni kırma.kestir saçlarını,kestir yavrum der.Annesinin ağlamaklı
konuşması karşısında abdurrahman:
-cennet ayaklarının altında olan annem,canım kadar sevdiğim babam,bir ağabeyim kadar sevdiğim belletmenim,bizleri evlatları kadar seven yurt idarecilerim,bir anlasanız.ben sizleri kıramam ama beni bir anlasanız...
-Evladım niye kestirmiyorsun saçlarını,niçin kestirmek
istemiyorsun?
-söyliyemem anne,kestirmek istemiyorum.
-oğlum,hadi kestir gel saçlarını da yurda gidelim.sonra yurttan
kızarlar.bizleride daha fazla üzme.
Abdurrahman,çaresizlik içinde gider berbere,kestirir
saçlarını.kesilen saçlarıda berberde bırakmaz,yanına alır.evden
annesi ile beraber yurda giderler.mesele hallolmuştur.
yaklaşık bir ay sonrasıdır.müdür yardımcısı,geceleyin talebelerin defter ve kitaplarını kontrol etmektedir.sıra
abdurrahmanın eşyalarını kontrole gelince,kitaplarının birinin
sayfalarını çevirince gördüğü manzara karşısında şaşkına döner. çünkü kesilen saçlar kitabın arasındadır.bir talebenin saçına bu kadar değer vermesini anlayamaz müdür yardımcısı.ama dikkat edince saçların altında bir yazı görür.okumaya başlar:
"Canım annem ve babam,çok değerli yurt idarecimin baskısı olmasa bu saçlarımı kestirmezdim.onlar bilmiyorlar,bende
söylemedim.yoksa,rüyamda peygamber efendimizin (s a v) okşadığı o saçları,ömür boyu kestirmezdim,
AFFET YA RASULALLAH!SENİN OKŞADIĞIN O SAÇLARI KESTİRDİM...affet
beni,affet,affet!".........
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
