20/6/2009 · Kategori: Aşk Hikayeleri




Git. Yüzüme öyle bakma git. Hiç durma, bir gidenin bir daha asla giremeyeceği kapı orada, git. Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsin. Giderken söyleyecek şey bulamaz insanlar. Sen bahanelerin arkasına sığınanlardan olma, git.
(Oysa daha doyamadım sana... Kokunu yeterince çekemedim içime... Yapacağımız ne çok şey vardı... Neler planlamıştık... Şimdi ne yapacağım ben? Nasıl duracağım ayakta? “Kal” desem kalır mısın yar? Nasıl istiyorum yalan bile olsa “Bu gidiş sadece zorunluluktan, bekle beni döneceğim” demeni...)

Her aşk biter, sen de git. Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi. Sen gitmesen belli ki bir gün ben gidecektim. Herkes kendi tercihini yaşar ve sen tercihini yaptın. Rahat ol, git. Aklın kalmasın burada. Dramatik vedaların kahramanları olmayalım, git.
(Benim aklım sende kalacak. Sadece aklım değil yüreğim de... Bitmezdi bizim aşkımız. Asla terk etmezdim seni. Benliğimi, varlığımı, hayatımı adamıştım ben bu aşka. Beni tercih etmeni isterdim, benimle yaşamanı isterdim. Şimdi kimi ya da neyi seçtiğinin ne önemi var artık? Ağlayacağım ardından, kahretsin ağlayacağım...)

İstersen dost olabiliriz, haberleşiriz birbirimizle. Mutlu olmanı isterim. Sen mutluluğu hak eden bir insansın. Elbette ben de mutlu olacağım merak etme, git. Hayatımıza başkaları girecek ve biz belki de birlikte yaşadıklarımızı bir süre sonra hatırlamayacağız bile, git. Hangi yara kabuk bağlamamış ki bugüne kadar? Hangi ateş sönmemiş ki? Yapman gerekeni yap, git.
(Sensiz mutlu olabilir miyim ben yar? Unutulabilir misin bu kadar kolay? Yaşadığımız onca şeyi silebilir miyim? Mümkün değil, seni içimden çıkarıp atmam mümkün değil. Biliyorum, hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı. Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmeyecek. Senin mutlu olmanı istediğim de yalan. Mutlu olma yar, benim gibi sen de mutlu olma. Belki o zaman, yeniden dönersin bana...)

((benim aklım sende kalacak.sadece aklım değil yüreğimde...bitmezdi bizim aşkımız..asla terk etmezdim seni..benliğimi hayatımı varlığımı adamıştım ben bu aşk'a..beni tercih etmeni isterdim..şimdi kimi, yada neyi seçtiğinin ne önemi varki artık? Ağlayacağım ardından..kahretsin yıkılacağım..))

Hadi zaman geçiyor artık, git. Hem neden suratın asık? Sevinmelisin gittiğine. Aslında sana teşekkür etmeliyim. Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için. Rahatladım biliyor musun? Bende kalan birkaç parça eşyanı de gönderirim ardından. Fırsat buldukça ararım seni, haydi git.
(Gitme benim güzel sevdalım, gitme. Beni bu aptal dünyada bir başıma bırakıp gitme. Gidip de yüreğimi öldürme. İçim acıyor, kalbim sıkışıyor. Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme. Ne olur, gitme...)

((gitme sevdiğim,gitme!! Beni bu dünyada bi çare yanlız bırakıp gitme!! Gidip de yüreğimi öldürme..içim acıyor,kanım çekiliyor,kalbim sıkışıyor..ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme..ne olur gitme!!..))




Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
12/6/2009 · Kategori: Videolar
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
12/6/2009 · Kategori: Videolar
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
12/6/2009 · Kategori: Videolar
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
12/6/2009 · Kategori: Videolar
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
12/6/2009 · Kategori: Aşk Hikayeleri
Beni sevmediğini biliyorum artık... Bunu görüyorum... Bu duyguyu her tarafına öyle yaymışsın ki; sana yaklaşmasam da bunu hissedebiliyorum... Yanlız olmak zor değil ve bu yanlızlıkla yaşamak da... Çünkü bu, ilk yanlız kalışım değil... Seninleyken alıştım zaten yanlızlığa, sensiz de idare edebilirim... Tek sonurum anılar... Öyle çoklar ki... Her an her yerde karşımda buluyorum onları ve söz geçiremiyorum anılarıma bir türlü... Belki de en güzeli bu; kirlettiğin her güzel duyguyu bu şekilde güzel tutabilirim ancak... Beni asla affetmeyecekmişsin ve benim de seni affetmeyeceğimi söylüyorsun; bunları bilemem ama dilerim seni Allah affeder... Seni soruyorlar bana, soracaklar da... Onlara "Öldü diyeceğim; Bir kazada kaybettim..." ve temiz kalan anılarımla hatırlayacağım seni... Her yıl bu gün evimde senin için hazırladığım seni... Her yıl bu gün evimde senin için hazırladığım mezarına çiçekler koyacağım... Seni unutmak değil amacım; sadece ilk tanıdığım, sevdiğim, aşık olduğum insanı her zaman güzelliklerle hatırlamak istiyorum... Seni bugün yüreğime gömüyorum... Bu garip bir ölüm; hiçbir zaman çürümeyeceksin yüreğimde, o pis böcekler yaklaşamayacak bebeksi tenine... Ben engel olacağım zamanın seni unutturmasına, yok olup gitmeyeceksin... Başka insanlar olacak, başka aşklar belki de... Ama hiç kimse senin sevildiğin kadar sevilmeyecek, hiç kimse dokunayamayacak bana ve hiç kimse de senin kadar acı çektiremeyecek... Aşktan yana ne varsa bildiğim ve yaşadığım; kendime saklayacağım bunları artık... Çünkü ben en büyük hatayı seni böyle deli sevmekle değil ; sana bunu hissettirmekle yaptım... Keşke hiç bilmeseydin seni bu kadar çok sevdiğimi... Anladım... Sevgiden sevgiye öyle çok fark var ki... Beni kaybetmeye göz yumduğun için... Aşkımın avuçlarından kayıp gitmesine izin verdiğin için... Yaşattığın bu deli, bu derin hüzün için... Seni hiçbir zaman affetmeyeceğim... "Bitti" dediğimde karşı koymadın... Bunu beklediğin öyle açık ki... Sadece söylemekti zor olan ve ben senin yapmakta zorlandığın şeyi yaptım... Eminim mutlusundur ve hep böyle mutlu kal...
Beni Kaybetmeye Göz Yumduğun İçin...





Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
12/6/2009 · Kategori: Aşk Hikayeleri
Harf harf susuşlarım başlıyor geceye...Gözlerime bir uyku ağır basıyor.Titreyen rüzgarda bir düş iniltisi,bir yalnızlık gecesi...
Aramızda bir İstanbul boğazı,zamanlardan ölüm ve imkansızlardan bir aşk.Hepsi ağır bir yük gibi üstüme basıyor.Bastıkça eziliyorum,ezildikçe kayboluyorum.
Negatif bir aşk ve hiçliğim yalnız bırakmıyor beni.

Derken yazmak istiyorum seni,mürekkebim sen oldukça...
Alfabenin en başından yazmaya başlıyorum.Tek tek ; harf harf.Noktasını koymadan raflara kaldırıyorum yazdığım kadarıyla.
Nefretim içimi ürpertiyor.

Ve çığlıklarım boğazımı yırtmaya başlıyor.
Bir hastanın sabahı beklercesine bekliyorum seni.

Gözlerine benzeyen bir masal anlat bana; sonra "Senliğini" terket bana...
Ben hiç ağlamazken sana ; yaşlarım süzülüyor mühürlü yanıma.

Sonum; Selamet...
Sonum; Cehennem...

Geceye esnemeye başlıyorum seni. Anladım! Bu gece sağ çıkılmaz bu yoldan.
Her bir geçen saniye,sensizliği sol yanıma kazmaya başlıyor.Bir mezar gibi ; derin derin...Hayatımı ve seni kaybederken, ölümü kazanıyorum.

Tam bu anda şırıngayla çekip aldım seni damarlarımdan...Tek damla sen bırakmadım içimde.
Şimdi; damarlarımdan kan yerine sen akıyor.
Soluyorum...
Soluyorsun...
Ölüyorum...
Ve ölüyorsun...
Damarlarımdaki tüm negatif aşkları çekerken,son gücümü son bir sigara yakarak tüketiyorum.Ölüm uykusu senden dahada ağır basıyor hiçliğime...
Ve ben yine uykuyu seçiyorum...

Sigara dumanında o sesin bir resmi : "Öldürme beni" !...
Ve içimdeki çığlıklar büyümeye başlıyor.Çığlıklarım büyüdükçe dışıma vuruyor seni.
Ötesi aşk...Berisi yalan...
Öyleyse yetiş!

Gizli Özne
Belkıs Dokumacı
17 Mart 2009
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
12/6/2009 · Kategori: Aşk Hikayeleri
Harf harf susuşlarım başlıyor geceye...Gözlerime bir uyku ağır basıyor.Titreyen rüzgarda bir düş iniltisi,bir yalnızlık gecesi...
Aramızda bir İstanbul boğazı,zamanlardan ölüm ve imkansızlardan bir aşk.Hepsi ağır bir yük gibi üstüme basıyor.Bastıkça eziliyorum,ezildikçe kayboluyorum.
Negatif bir aşk ve hiçliğim yalnız bırakmıyor beni.

Derken yazmak istiyorum seni,mürekkebim sen oldukça...
Alfabenin en başından yazmaya başlıyorum.Tek tek ; harf harf.Noktasını koymadan raflara kaldırıyorum yazdığım kadarıyla.
Nefretim içimi ürpertiyor.

Ve çığlıklarım boğazımı yırtmaya başlıyor.
Bir hastanın sabahı beklercesine bekliyorum seni.

Gözlerine benzeyen bir masal anlat bana; sonra "Senliğini" terket bana...
Ben hiç ağlamazken sana ; yaşlarım süzülüyor mühürlü yanıma.

Sonum; Selamet...
Sonum; Cehennem...

Geceye esnemeye başlıyorum seni. Anladım! Bu gece sağ çıkılmaz bu yoldan.
Her bir geçen saniye,sensizliği sol yanıma kazmaya başlıyor.Bir mezar gibi ; derin derin...Hayatımı ve seni kaybederken, ölümü kazanıyorum.

Tam bu anda şırıngayla çekip aldım seni damarlarımdan...Tek damla sen bırakmadım içimde.
Şimdi; damarlarımdan kan yerine sen akıyor.
Soluyorum...
Soluyorsun...
Ölüyorum...
Ve ölüyorsun...
Damarlarımdaki tüm negatif aşkları çekerken,son gücümü son bir sigara yakarak tüketiyorum.Ölüm uykusu senden dahada ağır basıyor hiçliğime...
Ve ben yine uykuyu seçiyorum...

Sigara dumanında o sesin bir resmi : "Öldürme beni" !...
Ve içimdeki çığlıklar büyümeye başlıyor.Çığlıklarım büyüdükçe dışıma vuruyor seni.
Ötesi aşk...Berisi yalan...
Öyleyse yetiş!

Gizli Özne
Belkıs Dokumacı
17 Mart 2009
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
12/6/2009 · Kategori: Aşk Hikayeleri


Sensiz Ömrümünüm Takviminden

Belki alışkındı kulakların bu iki kelimenin dudaktaki dansına...Hoşça kal ; bir daha görüşmenin güvencesiydi. Bir önceki adımıydı bir sonraki buluşmanın...Hoşça kal denir ve hoşça kalınırdı senin aşklarında... Oysa bende Elveda demektir hoşça kal, bilemedin; kısacık zamanlara sığan tutkunun kılavuzluğundaki bu aşkta...

Duvarlarıma sana dair çok da fazla olmayan anılarımı çerçeveleyip astığım bir gece vermiştim kararımı. Her nedense çok eğri büğrü duruyordu resimler. Anılar mı yakışmadı resimlere, yoksa resimler mi yapışmadı çerçevelerin sabitliğine anlayamadım. Ama ters duran bir şeyler vardı bu tuhaf görüntüde.Sarhoş naralarını tıpkı birer otriş gibi dolamıştım kelimelerin boynuna.

Sonra birdenbire hayretle, o gideceği yönü şaşırmış naraların sokaklardan değil yüreğimden geldiğini fark ettim. Yalpalaya yalpalaya yeni bir limana demir atmaya giden, adımlarını bir türlü aynı hizaya getiremeyen bu ayaklar, benim sevdamı arşınlıyorlardı...Yine yanlış yollara, yanlış ayakkabılarla dalmıştım düşüncesizce. nasır tutan kalbimdi, parmaklarım sapasağlamdı görünüşte! Bakmamıştım mor sarmaşıklı yaprakların altındaki kocaman dikenlerini saklayan bataklıklara...

Ah aylak ruhum; yine aldanmıştı gökyüzünün kızıl, fettan saçlarına...Oysa çeviriverseydi tutkudan körelen gözlerini birkaç bakış aşağıya, sevdasına arapsaçı gibi dolanan yalanları fark edebilecekti...Ah aşka hiç doymayan aç ruhum, kısacık mutlulukların lezzetli mezeler olduğu bu sofrada, kadeh kadeh şarapları hapsedip damağına yine de aç kalktın aşkın saflığına...

Hesaplaşma yüklü bir gecenin sabahıydı sana vedam. Oysa sen sadece hoşça kal dedim sanmıştın...Kanter içinde kaldı dudaklarım sana söyleyemediklerimi kendime haykırmaktan. Söylesem anlamazdın, biliyorum...Üstünde hiçbir etiket olmayan bir şişeye konmuş bir yardım mesajıydı kelimelerim...Ben ıssız bir adada; yanında almak isteyebileceği üç şeyi bile olmayan bir kazazedeydim. Çok tirajik biliyor musun? Üç şey alamazdım yanıma, almayı isteyebileceğim tek şey sendin... Ve sen bana aynı cümlenin içindeki iki kelime kadar yakın; ve aynı zamanda aynı cümlenin içinde asla bir araya gelemeyecek iki kelime kadar uzaktın...

Çelişkilerin bileşkesi bir sevgili...Şarkılar saki olmuştu masama. Hep acı olan mezelerimi getirirken soframa, biri geldi biri gitti upuzun bir yalnızlık boyunca...Şarabımın tadı daha mı mayhoştu ne! O tanıdık tadı yapıştırabilmek için dudaklarıma, günün ağarması gerekti kadehlerin tanıdık lal kırmızısında...

Sana hoşça kal demek hiç kolay değildi...Çünkü benim için hoşça kal, elveda demekti...
Benim sözlüğüm neden farklıdır bilemedim hiç...Yazmasın istedim vedalar ve vedalara yüklü anlamlar sayfalarda, boş yere aradım uzun soluklu aşkları yırtık sayfalarda...Nedendir bilmem hep ama hep ayak izleri oldu satırlarımda...Kah kuma gömülüp kaybolan ayakların izlerini aradım çöl ıssızlığı akşamlarda, kah demirden bir örs gibi vurdum adımlarımla vurgun sonlara...

Hatırla sevgili içinde koşar adım coşan sevişlerini...Sakin limanlara demir atmak isteyen gemimin çıpası havada kaldı... Uzun soluklu bir aşkı, bir kar tanesinin bir kartopuna ve ardından bir çığa dönüşmesi gibi yaşamak isterken, sağanak yağmurda ıslanıp, sırılsıklam kaldım yalnızlığımla...Çok yükseklere saklamıştım ben sevgimi, sen upuzun adımları yüklerken bacaklarına, dümdüz bir yol üzerinde koşup durdun boş yere...Başını kaldırıp bakmayı akıl edemedin göğün gülümseyen mavi gözlerine...

Uzaklıkları hala ölçülerle sabitleyen bir düzene esirken sen, ben çok başka bir coğrafyada farklı bir iklimin estirdiği rüzgara dönüşmüştüm bile...İki kelimenin buluşamadığı cümleler, gökyüzüyle yeryüzü arasından çok daha uzak mesafelerin timsaliydi yüreğimde...Sen takılmışken bildik hikayelerin tanıdık işleyişine, ben bir masalın içinde sakince bekliyordum sessizlikle çoğalan çığlıklarımı gömüp göğsüme...
Sadece hoşça kal deyip gittim diye; yüreğin hala küskün biliyorum...Elveda çok büyük bir kelime. Sığmadı dudaklarımınsınırları içine.

Sözlüğümden haberdar olacak kadar çok kalmadın sevgili , yüreğimde. Benim “hoşça kal” ım yazılmış yanlışlıkla elveda kelimesinin yerine...Kim bilir belki de bir hoşça kal en çok bu aşktaki kadar yakışır elveda hanesine...Bazen sözcükler biz farkına bile varmadan, kayıp gider dilimizden; bizim bile yerleştirmekte güçlük çekebileceğimiz en uygun yere.....
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
12/6/2009 · Kategori: Aşk Hikayeleri
Ben seni uzaktan sevdim sevgili,
Ben sana yüreğimi verdim,

Seni çok sevdim öyle bir sevdim ki, seni imkansız olduğunu bile bile uzakta olduğunu bile bile sevdim,öyle bir yer yaptın ki yüreğime kocaman bir yer kocaman, küçücük yüreğime sığdırdım büyük aşkını…

Seni,hasretini,seni görememenin üzüntüsünü,seni özlemeyi seni hissetmeyi seni sevmeyi , her şeyinle oradasın, küçük yüreğimdesin sen…

Senin için ‘o uzakta’ diyorlar, ama hep yanındayım yanımdasın elimi kalbime koyunca sana dokunabiliyorum, nasıl uzaklık bu nasıl anlayamıyorum,gözümü kapatınca yanında oluyor acınca yuzune bakabılıyorum, seni ben de hissedebiliyorum elini tutabiliyor ,yüzünü,hayalini bütün güzelliklerini görebiliyorum. Söylesinler şimdi bu nasıl uzaklık anlatsınlar bana anlayamıyorum böyle uzaklık mı olur sevgilim, kendime bakınca seni görebiliyorum.

Çünkü ben sen olmuşum,sen ve ben bende bir bütün olmuşuz, uzakta değilsin sevgilim.. Yanımda başucumdasın, hiç kimsenin olamadığı kadar da yakınımdasın.. yureğimdesin sen içimdesin,damarimdasın,kanımdasın uzaklık bumu söylesinler bana,ellerin avuçlarımda sımsıkı tutuyorum elini hiç bırakmayacakmışcasına, sımsıkı sıkı sarıyorum boynuna sımsıkı bu nasıl uzaklık söylesinler şimdi bana sevgili söylesinler…

Sabahı öptüm gözlerinde geceyi yaktım
Atesi aldım dudagından sözleri yaktım
Ben seni uzaklarda ben seni tuzaklarda
Ben seni yasaklarda sevdim
Ben seni yasaklarda...




Baharı öptüm saclarında kısları yaktım
Umudu aldım yüregimden düsleri yaktım
Ben seni uzaklarda ben seni tuzaklarda
Ben seni yasaklarda sevdim
Ben seni yasaklarda...




Gözümden damlayan gözyaşımsın
Yüreğimin sızısı,canımın yarısı deli sevdam..
Uzaklarda sevdim ben seni..
Yasaklarda sevdim ben seni..
Gelmeyeceğini bile bile,
Yanımda istedim hep seni.
Ve de çok özledim çok!..



Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »