OSMAN - Blogcu



7/9/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri

 

 

 

 

 

İçimde derin yarıklar bırakıyorsun git dediğim cümlelerde.Yanık kağıt uçları kokuyor hava.Ben ki sana git demedim hiçbir zaman, gittiğinden dolayı gitmeleri ezberlemiş gözlerime ağır geliyor gözyaşları biliyorsun.

 

 

 

 

Of bu ne ağır bir akşam, bu nasıl derin iç soluklanması ölüm desem bu kadar kara değil.

 

 

 

 

Ezberi bozulmuş kederler taşıyorum satırlarımda. Soluklandığın dünyanın insanıyım hala. Soluklandığın kıyıların ıslaklığında gözyaşlarım. Bu kaçıncı sarhoşluk ne önemi var. Bütün sarhoşluklarım sana çıkıyor ezberli.

 

 

 

 

Sarı , evet akşamlar senin dışında ve sarı. Üç adımda atabilirim

sonsuzluğu heybeme, sarı.

 

 

 

 

Ve hayır ama. Dillenmeli bir kez gördüğüm akşamın yapışkan sevdası dillerde. Ardında kocaman yalnızlıklar saklı sevdanın ayakları terlemeli rıhtımımda. Suskunluğu altın bilmiş kalabalıklara inat sözler akmalı geceme.

 

 

 

 

Bilesin istiyorum, yakışmıyor o dudaklara bu hüzün. Hani çocukluğumuzun masallarındaki gibi bitmeli kötü başlangıçlar. Bir yerde iyi bir şeyler olmalı. Duymalı bunu herkes. Birilerinin sevinç şaşkınlığını yüzüne yapışmalı çıkmalı karşıma. Diğeri patlayıncaya kadar oh be demeli. Demeli işte.

 

 

 

 

Koşup gelmeli mutluluk ayaklarımın dibine, kapıyı açtığımda çıkmalı karşıma, piyango gibi çalmalı telefonumun zili, içimi serinletmeli telefondaki ses, dilimi uyuşturmalı, kalakalmalıyım oracıkta sevinçten. İçimde bahar çiçeklerinin kokusu, şaşkın, çocuksu ,çırılçıplak , sapsalak ama.

 

 

 

 

Göğsümü yaran bu şarkılara kapamalıyım kulaklarımı biliyorum. Her sözcüğü özenle seçip saklıyorum heybemde. Bütün harfleri parlatıp büyütüyorum. Yanık kağıt uçları kokuyor hava. Kim bilir belki bu sabah ,belki akşam , belki…

 

 

 

 

Belki isimsiz telefonların birinde senin nefesin…

Kim bilir?

 

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

7/9/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri

 

 83598272

 

Günler güz yapraklari gibi birer bir er dökülürken ayaklarimin

Dibine ben her gece karanliga dikip gözlerimi senin aydinligini bekledim.

SEN YOKTUN...

 

 

 

Binlerce adim attim bu kentin sokaklarinda her köseyi her parki her agaci

ezberledim. Sevdaya bulanmis her kaldirim tasinda senin adini aradim.

SEN YOKTUN...

 

 

 

Evlerin duvarlari birer bir er üzerime yikildi her bir hücremin acisini ta yüregimde hissederken beni enkazin altindan çekip alabilecek elini aradim.

SEN YOKTUN...

 

 

 

Özlem sarkilarini ezberledim. Kimini bagira çagira kimini fisiltiyla

söyledim. Karanliga haykirdim hasretini sesimi duyacaksin diye bekledim.

SEN YOKTUN...

 

 

 

Senden gelecek tek bir haberi bekledim saatler asir gibi geldi geçmedi.

Çalan her telefonu yüregimin deli gibi çaglayana dönen atislariyla açtim.

Senden baska duydugum her seste hep ayni hayal kirikligini yasadim.

Onlar beni duymak istiyordu. Ben ise seni.

SEN YOKTUN...

 

 

 

 

Seni aramaktan yorgun düsmüs bedenimi karanligin kucagina uzattim her gece bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasini istedim. Olmadi! Kaç gece sabahi ettim gözlerimi kapamadan kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.

SEN YOKTUN...

 

 

 

Her yagmurla birlikte hüzünde yagdi bu kentin üzerine. Bulutlar yalnizligin isaretiydi benim için. Beni islatan yagmur olmadi. Ben senin özleminle sırılsıklamdim her mevsim. Hayat bana merhaba dedi. Uzun kistan sonra gelmez dedigim göçmen kuslarin dönüsünü gördüm.

SEN YOKTUN...

 

 

 

 

Denizin sonsuz maviligine umut bagladim kiyilarda fark ettim bekleyislerimi. Hep sensiz gemiler geçti limandan.

Ben gemicilerin hasret türkülerine eslik ettim.

SEN YOKTUN...

 

 

 

 

Gözümden tek bir yas akmadi. Onlar sana aitti.

Sana kalmaliydi.

Kimselere söyleyemedim acilarimi bekleyisimin öyküsünü kimselere anlatamadim.

Nice firtinalar koptu yüregimde dalgalar dövdü hayallerimi.

Siginacak bir liman yaslanacak bir omuz aradim.

SEN YOKTUN

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

7/9/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri

 

göz yaşlarım hiç bu kadar anlam yüklenmemişti düşerken ve hiç bir zaman bu kadar içten dokunmamıştı yanağıma... ey gümüş renkli göz yaşlarım bu kadar mı dokundu ayrılık size... oysa her acıya bir bedel... oysa her öyküye ödenmiş diyetlerim vardı benim... kaç damlada ıslanır ki yüreğimin kıraç toprağı... kaç mendille kurur ki bu gözyaşı sağanağı...

 

 

özledim diyorum... özledim işte...

bu can sana döndü her dirilişte...

o kadar zavallı gecem oldu ki yalnızlık denilen suretsiz kimlikte... bazen şaşırdım yolumu... ne yana dönsem hep iki yüzlü yalnızlık... evimde... odamda... ne zaman başımı kaldırsam bir çivi gibi alnımın ortasında... ne zaman bir yana dönsem kader gibi ömrümün rotasında... kaç gece kirpiğimde kan izleri... kaç gece yüreğimde dön sözleri yankılandı çaresizce... bulamadım cevabını ben de ki bende...

 

özledim diyorum... özledim işte...

canımdan can aktı her direnişte...

her gece başka bir hayali bağladım gönül darağacıma... yüreğim sızlaya sızlaya... ittim titreyen sehpayı parmak uçlarımla... asılan her hayal, ölüme giden yüzlerce umuttu aslında... kayboldu rüyaların renkli daveti... ben yarı çıplak yanımla bir teselli ararken sensizlik duvarında... çığlıklar kurşuna dizildi dudaklarımda... saçlarım intihar etti parmak uçlarımda... kayboldu bakışlarım titrek mum ışığında ve ben öylesine bitkin... öylesine yorgun... bir yol arıyordum kendime, ışığa ulaşmak adına... bulamıyordum... ... ..."ne yan aydınlığa düşerdi... ne yan karanlığa"...ne zaman ve nerede varırım ki ışığa...

 

özledim diyorum... özledim işte...

ciğerim söküldü her serzenişte...

her gece bir çizik daha atıyorum yüreğimin kerpiç duvarına, sensizliği tüketmek adına... ama olmuyor... her hücresinde bakışların saklı... her kuytu köşesinde parmak izlerin... bir görebilsen, yalnızlığın alnımın ortasına vurduğu soğuk damgayı... bir duyabilsen, kalabalıkta kayboldukça yalnızlığın kollarında bulduğum feryadı... ne güne ulaştı yüreğim ne gecede kaldı... ne bir gülü tuttu, elim ne dikeni battı... ey hayat canımı acıtma artık dedikçe canım daha çok yandı... canım... daha... çok... yandı...

 

özledim diyorum... özledim işte...

gözlerim yanıldı her benzetişte...

sahnede repliği unutmuş bir tiyatro oyuncusuyum artık... kulisten bir ses versen hatırlasam yeniden oyunun kurgusunu... dilim yeniden tekrarlasa aşk denen kelimenin vurgusunu... kalmasam böyle yarı çıplak yanımla hayatın ortasında, bir tiyatro sahnesinde... ışıklar sönse... kapansa perde... dekor değişse... bir yosun ürkekliğinde yeniden çıksan sahneye, yanında benimle, el ele... hiç yarım kalmamış gibi... hiç yaşanmamış gibi... yok saysak ayrı geçen anları... yok saysak heba olan dakikaları... duvarlar geri verse çivilediğim bakışları...

 

 

özledim diyorum... özledim işte...

birazcık ben vardı her çilekeşte...

yokluğun en hazin bestesi oldu dudaklarımın... renklerin gölgesinde siyah beyaz bir tebessümdü bana kalan... yaşamın en dik yokuşunda... yalnızlık rüzgarları vurdu gönül sahilime ve sen bir tutam ışık gibi düştün yanı başıma hayalimde... "ne verdin ki ne istersin" der gibi... gözlerim ne çok şey yaşadı oysa göz bebeklerimde ne çok şeye gebeydi düşüncelerim... bir yanım sana koşmak isterdi delice... bir yanım ardımdan bakardı sinsice... yanardı bir yanım... göz yaşımın gücü yetmezdi alevleri söndürmeye... nasıl biterdi ki bu işkence... her acı bir "şiir lekesi"* bırakırken gözlerime...

 özledim diyorum... özledim işte...

yüreklim saklıydı her özleyişte...

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7/9/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri

 

 

 

 

Seni seviyorum, çünkü sende ruh var. Yapacağın her işe ruhunla sarılıyorsun. Severken de böylesin. İş olsun diye değil, gerçekten ruhunu da doyuma ulaştırmak için seviyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü yaşanmış bunca sahte hayatın içinde tek gerçek olan seni belledim. Yapmacık sevdalardan, bitmek tükenmek bilmeyen elde etme hırsından eser yok sende.

 

 

Seni seviyorum, çünkü korkmadan açıyorum yüreğimin tüm kapılarını sana. Biliyorum ki hoyrat davranmayacaksın, biliyorum ki kanatmayacaksın yüreğimi.

 

 

Seni seviyorum, çünkü nefesin ılık bir meltem gibi okşuyor bedenimi. Sert, kuzey rüzgarları gibi yıkıcı değilsin hiçbir zaman. Senin bu yumuşaklığın, benim sivri yönlerimi de törpülüyor.

 

 

Seni seviyorum, çünkü içimdeki yaramaz çocuğu ortaya çıkarmayı biliyorsun. Benimle çocuklaşıyorsun sen de. Hayatı bu kadar ciddi alanlara inat oyunlar oynuyoruz birlikte, bıkmadan usanmadan.

 

 

Seni seviyorum, çünkü sende yüreğinin sesini dinliyorsun benim gibi. Hesap yapmıyorsun, karşılık beklemiyorsun. Kendin için, kendini mutlu etmek için seviyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü öylesine büyük bir coşku veriyorsun ki bana, her zorlukla hiç korkmadan, hiç yorulmadan mücadele edebilecek gibi hissediyorum kendimi. Her gün yeniden bitmeyen bir enerjiyle doluyorum.

 

 

Seni seviyorum, çünkü ben karanlıkta yolunu kaybetmiş, nereye gideceğini bilmeyen biriyken, ışığınla aydınlattın yolumu. Bu hayatı sundun ellerinle, aşkı armağan ettin. Geçmişe dair tüm acı izleri sildin.

 

 

Seni seviyorum, çünkü ihanet yok bizim aşkımızda, yalanlarla örülmüş sahte duygular yok. Birbirimizi kırmadan en çıplak halimizle yaşıyoruz bu aşkı. Zaten aşk dediğin de böyle yaşanmalı.

 

 

Seni seviyorum, çünkü uzaklığına tahammülüm yok. Her şeyde beklemeyi biliyorum. Ama konu sen olunca, sabır diye bir şey kalmıyor bende. Özlemine dayanmak dünyanın en zor şeyi.

 

 

Seni seviyorum, çünkü kendinle barışıksın. Kendini seviyorsun, kendine saygı duyuyorsun. Bu seni kendine güvenen bir insan yapıyor. Böylece, hayata daha çok bağlanıyorsun. Hayata bağlılığın, beni de sana bağlıyor.

 

 

Seni seviyorum, çünkü beklentisiz sevmenin ne olduğunu biliyorsun. "Önce sen beni sev, ben seni daha sonra severim," demiyorsun. Açıyorsun yüreğini cesurca. Cesaretinle beni kendine hayran bırakıyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü her insanda var olan zayıflıklarını saklamıyorsun. Kendini olduğundan farklı göstermiyorsun. Ağlaman gereken yerde ağlıyorsun, gülmek istediğin zaman gülüyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü maskelerle saklamıyorsun gerçek yüzünü. Hile yapmıyorsun benimle iletişim kurarken. Neysen, o oluyorsun. En yalın halinle çıkıyorsun karşıma. Saflığını sunuyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü kimsede olmayan bir tılsım var sende. Adı ne bilmiyorum, ama o tılsıma kapılmayı seviyorum. Hiç bitmeyen bir masal gibi yaşıyorum sevdayı seninle.

 

 

 

Seni seviyorum, çünkü kendini sorgulamayı biliyorsun. Hayatı öylesine değil, hakkını vere vere yaşıyorsun. Kendini sorgulayabildiğin için de hatalarından ders alıp, sürekli daha iyi şeyler yapmaya uğraşıyosun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü Mevlana'nın dediği gibi; "Ten candan, can da tenden gizli kapaklı değil" sende. Canını da, tenini de aşkla süsleyip gösteriyorsun bana.

 

 

Seni seviyorum, çünkü öyle güzel, öyle içten gülüyorsun ki hayatın kötülükleri senin gülüşlerinde kaybolup gidiyor. Her gülüşün, içimde geleceğe dair yepyeni umutların filizlenmesini sağlıyor .

 

 

Seni seviyorum, çünkü bana değer veriyosun. Gözünden bile sakınıyosun beni.Benim için endişe duyuyorsun, beni merak ediyorsun. Birisi tarafından merak edilmek meğer ne kadar güzel bir şeymiş.

 

 

Seni seviyorum, çünkü gecenin bir yarısı kötü bir rüyadan uyandığımda sıkıntımı seni düşünerek atabiliyorum üzerimden. Böyle rahatlatıcı bir yanın var senin.

 

 

Seni seviyorum, çünkü heyecanını hiç kaybetmiyorsun. Bir hedefe ulaştığın zaman rahatlayıp kenara çekilmiyorsun. Önüne yeniden hedefler koyup , aynı heyecanla devam ediyorsun

 

 

Seni seviyorum, çünkü doğadaki her canlıya sevgiyle bakabiliyorsun. Üşümüş bir sokak kedisi gördüğünde içinin acıdığını biliyorum. Her canlıya yardımcı olabilmek için çırpınıyorsun

 

 

Seni seviyorum, çünkü ne kadar zorlu olursa olsun bir sorunu çözmekten vazgeçmiyorsun. Kaçmanın ya da ertelemenin o sorunu çok daha fazla büyüteceğini biliyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü almak için önce vermek gerektiğini biliyorsun. Sonsuz bir sevgi denizi var senin içinde. Sevgiyi bulmak için önce içindeki sevgi denizinin suyunu çevrene saçman gerektiğinin farkındasın.

 

 

Seni seviyorum, çünkü beni baştan çıkarıyorsun. Tukunun ateşimde eriyorum seninle. Dokunduğum an öyle bir sıcaklık kaplıyor ki bedenimi, üzerime buz yağsa üşümeyeceğimi biliyorum.

 

 

Seni seviyorum, çünkü mantıklı davranmak adına duygularını ertelemiyorsun. Yaşamak istediğin her şeyi "Hemen, şimdi!" yaşamak istiyorsun. Hayatı ıskalamamak gerektiğini çok iyi biliyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü bencil değilsin. Sadece kendini düşünmüyorsun. Aşkın iki kişilik yaşanması gerektiğinin farkındasın. Attığın her adımı, içine beni de katarak atıyorsun

 

 

Seni seviyorum, çünkü senden çok şey öğreniyorum. Bana, hayatıma bambaşka tatlar getirdin. Hiç bilmediğim şeylerden haberim oldu. Ve sen de benden çok şey öğrendin. Birbirimizin ufkunu genişlettik, yenilendik .

 

 

Seni seviyorum, çünkü hayatını bir şeylere sahip olmak adına harcamıyorsun. ''Elimdeki bana yeter'' diyebilme erdemine sahipsin. Gözün aç değil , yetinmeyi biliyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü gösteriş yapmak , hava atmak , büyüklük taslamak gibi huylara sahip değilsin. Kendini olduğundan farklı göstermiyosun. Hatta bazen seni yanlış anlarlar diye kendinde var olanı bile saklıyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü güven denen şeyin var olduğuna dair tüm umutlarımı kaybetmişken , bu duyguya ne kadar ihtiyacım oldığunu anladım sayende. Bana verdiğin güvenle şimdi dimdik duruyorum kalleşliklerin karşısında.

 

 

Seni seviyorum, çünkü kıskanıyorsun beni. Öyle tadında , öyle kararında kıskanıyorsun ki bu çok hoşuma gidiyor. Ne aşırıya kaçarak sıkıyosun beni , ne de hiç kıskanmayarak umursamaz görünüyorsun.

 

 

Seni seviyorum, çünkü seninle geleceğe dair planlar yapabiliyorum. Bugünü yaşarken , yarını da unutmadan hedefler koyabiliyorum önüme. Ulaşmak istediğim her yerde , her hedefte de seni görüyorum. Çünkü benimle birlikte yürüyorsun..

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

17/7/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri







Ağlama. Yüreğim
Kimseler görmesin ağladığını.
Kimseler duymasın dayanamam.
Kapat gözlerini.
Ağlama.
Su uyanmasın.
Nicedir bir çocuk gülmedi gözlerime.
Gözlerime gülmedi görmedim.
Boğazımda düğüm gibi bir acı.
Beynimde depremler.
Yüreğimde uğultulu fırtınalar,
Yangınlar.
Tipiler,
Boranlar.
Avuç uma bir güvercin konmadı
Göremedim.







Ben seni en tutkun acılarda doğurdum yüreğime,
Zemheri ayazında,
Kapkara bir gecede.
Bembeyaz bir düş gibi geldin gözlerime.

Demek bahar diyorlar adına,
Demek cemre düşünce,
Açmaya hüküm giyermiş çiçekler,
Demek ardı kıtlık kıran,
Ardı zemheri.
Önü yağmur bereket,
Önü toprak kokusu,
Çiğ düşmüş yaprakların yüzü sıcak,
Acı yumak yumak,
Acı zehir zemberek,
Acı engereğin dili,
Felç olmuş gözlerim.
Gözlerim mühürlenmiş senin için.








Ben böylesine sevmedim,
Sevmedim hiç kimseyi,
Böyle tutkun,
Böyle vurgun,
Böylesine hançerlenmedi yüreğim.
Korkunun gölgesinde.

Ardımda ölüm kokan bu dağlar,
Ne günler gördü kim bilir,
Ne ölümler sürdü yüzüme.
Ardımda ölüm
Ardımda ecel,
Ardımda gelen - gelenler,
Kuytuluk boğazlara mahpus gitti,
Ve dayanamadı,
Gözlerin gözlerime hükmetti.








Sen beni asil,
Bir kuşun gölgeli kanadında yitirdin GÜLÜM
Yalçın kayaların tepesinde,
İki kartal yavrusuna kardeşlik ediyordum,
Beni yitirdiğinde.
Gözlerin yitirdi beni.
Sen ki ceylan gözlüm,
Çilekeş yarim,
Nefes nefes,
Soluk soluk,
Durup dinlenircesine bekledim seni.

Gel gelelim,
Ayrılık ne zormuş meğer,
Geride ,
Ben kendimi bırakıyorum.
Sana hüzün saklamadım.
Geride ,
Ben sana benliğimi bırakıyorum.
Bir deri,bir kemik kalsa da
Çürümeye yüz tutmuş cansız vücudum,
Al senin olsun ,
Kıymetini biliyorsan eğer.






Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

17/7/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri



Siyahımsı bir ömrün grimsi avuntusuydun Sen...

Bembeyaz olmanı istememiştim senden hiçbir zaman.
Griliğinle güzeldin sen çünkü.
Huysuz yanlarınla seviyordum ben seni...
İnatçılığımı inatçılığınla uslandırmıştın.


Sert bakışların korkuturdu beni hep.
O halimi görünce güldüğünde bir oh çekerdim.







Gülerdim...Gülerdik...

Korkardım gideceğinden .

Çünkü Sen grimsiydin bense siyah...

Öyle anlamlanmıştım ki seninle...


Uzaksın şimdi...


Muzur yanını nasıl özledim bilsen...
Durup durup gülümseyerek "Ben seni gerçekten çok seviyorum galiba" derdin ya hani.
Galibasını hep görmezden gelirdim ben.
Gülümserdim.


Ben de seni galiba'sız...

Galiba'sız seviyorum seni...






Off...
Bugün Sen oldu yine günümün adı.

Yüreğimi tam oniki-den vurdu hayalin.


Daldım gittim Sana..

Tam tutuyorken ellerini...Kırmızı kadife kutuyu buldum ellerimde...

Hani içinde o değerli notun bulunduğu.

Hani yanımdan ayırmadığım...

Hani bakıp bakıp yüreğime sardığım...


Senden bir parça sanki...


Bir off daha...


Elime yüzüme bulaştırdım hayalini.
Azıcık düşünecektim oysa...

Zamanı sayamıyorum seni düşünürken...


Çünkü ben seni çok seviyorum.


Galiba'sız...


Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

17/7/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri



Ben giderken, en çok seni götürdüm...
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları



Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı,
Kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası,



Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi,
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

17/7/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri

 

 

Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını
Ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez
Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini,dikkate alınmasını ister
Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz; ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz
Bir kadın güçlüdür aslında hatta erkeklerden çok daha güçlüdür
Ama bu gücünü herzaman ortaya koymasını sevmez
İster ki,erkeğin gücü kendisine huzur versin
Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler
Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir
Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz

trtrtrtr

Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar Bir kadın sevgidir aslında
İçinde her zaman sevgiyi taşırsevdiklerinden kolay ayrılamaz
Sevdiklerini kolay kolay kıramazzor sever; ama, tam sever
Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir
Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız
Belki kolayca yüreğine girebilirsinizancak beyninde yer her an terk edilebilirsiniz
Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette
Bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri acımak" duygusudur



Bir kadın yalnızdır aslındahiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz
Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır
O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez
Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz
Yalnızlık onun sığınağıdıro sığınağa ne zaman gireceğine,ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir
Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız,onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz
Bir kadın çılgındır aslındaneler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez
Üreticiliğinin sınırı yokturama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler
Hoyratça harcamaz üreticiliğinisadece erkeğine saklar



Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir
Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor
Yemek yemek,su içmek bile bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize

Bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyormusunuz?
Anlıyorsanız ne mutlu sizeanlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz
Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin
Çünkü Allah gözyaşlarını sayar!!
Kadın; erkeğin kaburgasından
Yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı!!
Öyle olsaydı ezilirdi!!
Üstün olsun diye başından da yaratılmadı!!



AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI
Eşit olsun diye
Kolun biraz altında yaratıldıKorunsun diye!!
KALP HİZASINDA YARATILDI SEVİLSİN DİYE!!!



ALINTI

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

13/7/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri




Koca bakışlı, dipsiz kuyu gözlerini sevmedim hiç
Hayır!






Narin ellerin değildi, beni sana kilitleyen
O uzun parmaklar olamaz, hayır!
Mühür gibi ellerime düşen...






Akşam serininde, saçaklarında uyumayı da
O odalar aydınlatan billur gülümsemeni de sevmedim hiç
Hayır!






Hiç boğulmadım deryalarında,
Hiç fırtınalardan saklanmadım sığınaklarında,
Hiç dinlenmedim avuçlarında
Hayır!






Ben seni sevmedim ki hiç!
Hayır!
Ben, seni değil,
Bu bedenin içine hapsolan, ela ruhunu sevdim.
Ben seninle, ruhuna dokunabilmek için seviştim…

SheqeYy_BeBiSh

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

13/7/2009 · Kategori: Ask Hikayeleri





Karanlık bi şehrin hüzne adaklı sahiline vurdum tüm gemilerimi
Ayaklarında çekip gitmeler...
Kristalleşmiş gözlerinin sessizliği yağmalarken anıları,
Ben zayıf bi ünlemin izbesinde beklettim dirayetsiz
Kahramanlığını.

Kırık bir tebessümün ağıdına basan yelkovan,riayetsizce
hüznü kovalar geceme geceme...
Yana yakıla zayileşen ömrümün ,eksik yanlarının kanayışı
İhtilafa ve yalnızlığa türküler yakan martıların
millenmiş duygularının ilhamı oluyor







Madem ellerimde mevsim kış olacak
Öyleyse
Yüzüm yok avuçlarımın içine saklanan suretinle bakmaya,
Gecenin koynundan çıkan duhaya tebessüm eden güneşe...

Kendini bende,beni sensizliğe ter ederken hiç mi
dolanmadı ayaklarına yollar,
Gitme kal diye...
Acıma sırıtan ihtimallerle ,ertelenmiş sözler kaldı bomboş sokaklarında sevdanın...







Kızgın sahralara dönüşen düşlerde büyüdü
ayak izlerin,
Ayaklarında çekip gitmeler...
Ayaklarını öpen her bir kum tanesi bi kırgınlık bin ölüm taşır ki
"Bu gidiş ihanet değil ,
Cinayettir sevgili şairlerin dertli kalemiyle işlenen..."

Yasını tutan dalkavuk bi gecede çekilirken kendi içime ,
Hep bi dalgınlık boyu pişman kalıyor seni sorduğum yollar.
Gurbetinde kaldığım sılamın, arsız yollarında vuslat değilken
atacağım her adımın karşılığı,
Tek nefeslik dahi umut yokken yanyanalığımıza yinede
umut kırıntım oluyor,
vuslat kokan tüm hayaller...







O'an bi başka gülüyorsun,bi başka bakıyorsun,daldığım iskemlede,
Yaslanmış duvarlarda,içimde her an benimle oluşunla
başkalaşıyorum.
Onca yakın duruşuna rağmen,
Dokunmaya kalkışsam yokluğunun zılgıtıyla,
Gerçeğe teğet geçmeyen düş oluşun çakılıyor
sana düşen aklıma...

Uzaklığın benden çok geceyemi dert ki,
Matemli koynunda büyüttüğü intiharlar şirin görünür içime...
...
Aynı anda gülmesekte,her acıya
Beraber susmasakta ,susulacak herşeye
Her köşe başın aynı duygularla heyecanlandırmasakta
Yinede doğruluk ekseni demem daldığım ihtihar sahnelerinin
aldatıcı oyununa...






...
Şimdi ölmüyorum ama ,
Ayaklarımın ucuna düşen hergün bi ceset ,bi cenaze
Sen söyle ,bunca ceset arasında ne kadar kalırım bu
hayatta
elimi dahi sürmeden intiharlara.
..

Şimdi hüznümün yorgunluguna bi virgülle soluk aldıran
kalemim ağlatır tüm gerçegi...

"Gittin bari Hayır kalsın geride be vesselam! "

"Alıntı..."


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

Sitenizesayac.com
Gtoplist

Zirve100
Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Ücretsiz Pagerank Sorgulama
..